birini

listen to the pronunciation of birini
Türkçe - İngilizce
to somebody

You live next to somebody I work with. - Birlikte çalıştığım birinin yanında yaşıyorsun

to someone

Tom sat down next to someone he didn't know. - Tom tanımadığı birinin yanında oturdu.

biri
somebody

We heard somebody shout. - Birinin bağırdığını duyduk.

Somebody had drowned her in the bathtub. - Biri onu küvette boğmuştu.

biri
one

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook. - Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.

birini arabayla götürmek
give somebody a lift
birini bilgilendirmek
keep someone posted
birini dövmek
(Argo) lay into
birini içeriye götürmek
take someone in
birini taksiyle götürmek
taxi
birini yakalamak
to grab someone
birini yakalamak
to catch someone
birini ekmek
standing somebody up - "I waited almost an hour but she didn't come, She stood me up."to bail out on someoneto sell out someoneto sell out someone down the riverto dog someone
birini istediği yöne çekmek
steer

Televizyon ilettigi bilgilerle insanlari kontrol altinda tutmakla beraber istedigi yöne cekebiliyor.

birini satmak
standing somebody up - "I waited almost an hour but she didn't come, She stood me up."to bail out on someoneto sell out someoneto sell out someone down the riverto dog someone
birini bekletmek
keep smb. waiting
birini düzeltmek
set someone right
birini hızla götürmek
whirl someone off
birini hızla götürmek
whirl someone away
biri
{i} cookie

I usually don't like sweet things, but I will try one of your cookies. - Ben genellikle tatlı şeyleri sevmiyorum ama senin kurabiyelerinden birini deneyeceğim.

I'd like you to try one of these cookies. - Bu kurabiyelerden birini denemeni istiyorum.

biri
any

Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me? - Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?

Is there anyone else wanting to eat? - Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?

aldatmak (birini)
take someone in
biri
one of

I know one of them but not the other. - Birini tanıyorum da ötekini değil.

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

biri
anyone

Anyone can cultivate their interest in music. - Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.

Well, yes, but I don't want anyone to know. - Pekala, evet, fakat herhangi birinin bilmesini istemiyorum.

biri
soul

I don't have a soul, and neither does anyone else. - Benim bir ruhum yok ve başka birinin de yok.

Does anyone have a soul? - Herhangi biri bir ruha sahip midir?

biri
first

Poland was one of the first countries to recognize the Republic of Turkey. - Polonya, Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk ülkelerden biriydi.

Let's draw lots to decide who goes first. - Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.

fidye için birini kaçırmak
kidnap
indirmek (birini)
put someone down
içermek (birini)
take someone in
kapsamak (birini)
take someone in
sevmek (birini veya bir şeyi)
care for
biri
someone

A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else. - Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.

Someone has ripped out the first three pages of this book. - Biri bu kitabın ilk üç sayfasını yırtmış.

biri
in one

Tom lost the sight in one of his eyes in a traffic accident. - Tom bir trafik kazasında gözlerinden birinde görme yeteneğini kaybetti.

Tom is sitting in one of the chairs. - Tom koltuklardan birisinde oturuyor.

biri
of one

One parsec is the distance at which one astronomical unit subtends an angle of one arcsecond. - Bir parsek bir astronomik birimin bir arksaniyelik bir dereceye karşılık geldiği mesafedir.

Here is a sample of the work of one of our workmen. - İşte bizim işçilerden birinin işinin bir örneği.

beklemek (birini sürpriz vb)
be in store for
biri
one of them

One of them is a spy. - Onlardan biri bir casus.

If two men always have the same opinion, one of them is unnecessary. - İki insan her zaman aynı görüşe sahipse, bunlardan biri gereksizdir.

biri
one (of them); somebody, someone
biri
one; cookie
biri
_un
onda birini öldürme
decimation
otelde birini komiyle çağırttırmak
page
rahatsız etmek (birini)
bother with
sigaranın birini söndürmeden diğerini yakmak
chain smoke
sigortaya başka birini daha katmak
reinsure
tavlamak (birini)
steal one's heart
valizim için lütfen birini yollar mısınız
Please send someone for my baggage
İngilizce - İngilizce

birini teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

biri
{i} (in India) bidi, cheap cigarette made from cut tobacco rolled in leaf
İngilizce - Türkçe