Research in Motion announced the layoff of 2000 employees and a restructuring of the company.
- Research in Motion 2000 işçinin çıkarıldığını ve şirketin yeniden yapılanmasını bildirdi.
She announced her intention to retire.
- O, ona emekli olma niyetini bildirdi.
The notice was badly printed.
- Bildirim kötü biçimde basıldı.
You'll receive a notice in a few days.
- Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.
If that happens, you'll be the first to be notified.
- Eğer bu olursa ilk olarak size bildirilecek.
He notified me that he would start at three.
- Saat üçte başlayacağını bana bildirdi.
Why didn't the police notify us?
- Niçin polis bize bildirmedi?
Will you notify me after 3 minutes?
- 3 dakika sonra bana bildirir misin?
Declare your position in a debate.
- Bir tartışmada konumunuzu bildirin.
I don't have anything to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it.
- Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor.
Do you know how to play mahjong?
- Mahjong oynamayı biliyor musun?
They knew they must fight together to defeat the common enemy.
- Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
She got married without her parents knowing it.
- O, anne ve babasının bilgisi olmadan evlendi.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
Ken didn't know what to say next.
- Ken gelecek defa ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Ken talks as if he knew everything.
- Ken her şeyi biliyormuş gibi konuşur.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
The firm is known for its high-quality products.
- Firma, yüksek kaliteli ürünleriyle bilinmektedir.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
O, bana yeni arabasını gösterdi.
- Hun viste mig sin nye bil.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?