Bankanın şubeleri Japonya'nın her yerinde bulunmaktadır.
- The branch offices of the bank are located all over Japan.
Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
- A lot of people want peace all over the world.
Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
- A lot of people want peace all over the world.
Adam köyün her yerinde iyi tanınmıştır.
- The man is well-known all over the village.
Döşemenin her tarafında kan vardı.
- There was blood all over the floor.
Vücudumun her tarafında ağrılarım ve sızılarım var.
- I have aches and pains all over my body.
Bu dersin bitmesine 10 dakika kaldı.
- This class will be over in ten minutes.
Bu yaz günü çok çabuk bitecek!
- This summer's day will be over all too soon!
Her şeye yeniden başladık.
- We started all over again.
Tom raporu baştan yeniden yazmak zorundaydı.
- Tom had to write the report all over again.
Onun bitmiş olduğunu biliyorduk.
- We knew it was all over.
Tom'u her yerde aradım.
- I looked all over for Tom.
Tom için her yerde araştırma yaptım.
- I searched all over for Tom.
Bu konuşmanın en önemli kısmı bütün haberlerde tekrar edildi.
- This soundbite was repeated all over the news.
Biz tekrar baştan başlamak zorundayız.
- We have to start all over again.
Tom raporu baştan yeniden yazmak zorundaydı.
- Tom had to write the report all over again.
Şimdi her şeye baştan başlamalıyım.
- Now I have to start all over again.
Dancing with everyone, singing show tunes all night: that was Luke all over.
He was covered all over with mud.
I've looked all over for it.
He dropped the bucket and got paint all over the floor and his clothes.''.
... engaging with your fans all over the world? ...
... all did it together. 36 OEMs, 215 carriers, and 450,000 Android developers all over the ...