Mary'ye yardım etmek zorundayım.
- Tengo que ayudar a Mary.
Bana yardım etmek için hiç kimse gelmedi.
- Nadie vino a ayudarme.
Paula mutfakta babasına yardımcı olmak zorundadır.
- Paula tiene que ayudar a su padre en la cocina.
Birbirimize yardımcı olduk.
- Nos ayudamos el uno al otro.
She devoted her life to helping the handicapped.
- Ella dedicó su vida a ayudar a los discapacitados.
I don't feel like helping you.
- No tengo ganas de ayudarte.