Büyükbabam bir değirmenciydi.
- My grandfather was a miller.
Bir zamanlar fakir olan ama güzel bir kızı olan bir değirmenci vardı.
- Once upon a time there was a miller who was poor, but he had a beautiful daughter.
Olimpiyat Oyunları'nda yer almak istiyorlar.
- They want to take part in the Olympic Games.
Şirketimiz o araştırma projesinde yer almak istiyor.
- Our company wants to take part in that research project.
Yarışmaya katılacak mısınız?
- Are you going to take part in the contest?
Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.
- Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives.
Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir.
- Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives.
Partiye katılmak istedim fakat yapamadım.
- I wanted to take part in the party but I couldn't.