striking, beating; collision; coming in contact with

listen to the pronunciation of striking, beating; collision; coming in contact with
الإنجليزية - التركية

تعريف striking, beating; collision; coming in contact with في الإنجليزية التركية القاموس.

hitting
(isim) isabet
hitting
vurma

Onun ona vurmasını engelleyemedik. - We couldn't stop him from hitting her.

Bir kokarcayı vurmayı sakınmaktan caydım. - I swerved to avoid hitting a skunk.

hitting
{f} vur

Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç! - Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!

Ona vurduğun için seni suçlamıyorum. - I don't blame you for hitting him.

hitting
{i} vuruş
hitting
vurarak
hitting
{i} isabet
الإنجليزية - الإنجليزية
{i} hitting