And if I lose thy love, I lose my all.
- Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
The notebook is not yours. It's his.
- Defter senin değil, onundur.
Is he a friend of yours?
- O, senin bir arkadaşın mı?
The fluency of your English is amazing.
- Senin İngilizcenin akıcılığı şaşırtıcı.
I really look forward to your visit in the near future.
- Yakın bir gelecekteki senin ziyaretini gerçekten dört gözle bekliyorum.
Is this your first visit to Japan?
- Bu senin Japonya'ya ilk ziyaretin mi?
I no longer love you.
- Artık seni sevmiyorum.
If it hadn't been for you, he would still be alive.
- Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.
Here is a letter for you.
- İşte senin için bir mektup.
I'm doing it for you.
- Bunu senin için yapıyorum.
senin de hayırlı olsun.
senin gibi birini istiyorum.
I never thought I would find a woman like you.
- Senin gibi bir kadın bulacağımı asla düşünmedim.
I've been looking for a girl like you.
- Senin gibi bir kız arıyorum.
çamaşır makinesi senin olsun.
I just asked because I thought you would know.
- Sadece senin bileceğini düşündüğüm için sordum.
I never thought I would find a woman like you.
- Senin gibi bir kadın bulacağımı asla düşünmedim.
Are you completely through with your homework?
- Sen tamamen ödevlerin aracılığıyla mısın?
Are you a Japanese student?
- Sen bir Japon öğrenci misin?
Hear all, see all, say nowt. Ate all, sup all, pay nowt. An if ever tha does anythin for nowt, mek sure tha does it for tha sen..