Bombay, Hindistan'ın en çok nüfusa sahip şehridir ve dünyadaki ikinci en çok nüfusa sahip şehirdir.
- Mumbai is the most populous city in India and the second most populous city in the world.
Dünyada en çok kullanılan işletim sistemi Windows'tur.
- Windows is the most used operating system in the world.
Çoğu çocuk okuldan nefret eder.
- Most children hate school.
Çoğu Japon, suyu musluktan içer.
- Most Japanese drink water from the tap.
Pek çok genç İtalyan kızı zamanlarını ne yaparak geçiriyor?
- What do most young Italian girls spend their time doing?
Bugün pek çok okul kapalı.
- Most schools are closed today.
O, son derece nazik bir komşudur.
- She is a most gracious neighbor.
Çok sayıda misafir vardı-onlardan çoğu bizim öğretmenin sınıf arkadaşları ve arkadaşlarıydı.
- There were many guests - most of them were our teacher's classmates and friends.
Hiç şüphe yok ki İngilizce dünyada en çok konuşulan dildir.
- It isn't a surprise that English is the world's most spoken language.
Birçoğu okuyamıyordu ya da yazamıyordu.
- Most were unable to read or write.
Bu adadaki pek çok yılan zararsızdır.
- Most snakes on this island are harmless.
Bugün pek çok okul kapalı.
- Most schools are closed today.
Çoğu takımyıldızı adlarını verdikleri yaratıklara ve karakterlere benzemez.
- Most constellations don't really resemble the creatures or characters they are named after.
Her nasılsa, Japon lisem hakkında en fazla fark ettiğim şey öğrenciler tarafından öğretmenlerine gösterilen büyük saygıydı.
- What I most noticed about my Japanese high school, however, was the great respect shown by students toward their teachers.
Beşimizin arasında, en fazla dil konuşabilen kişi kesinlikle odur.
- Among the five of us, he's surely the one who can speak the most languages.
Onlar çoğunlukla kadındı.
- They were mostly women.
Seyirci çoğunlukla iş adamlarıydı.
- The audience was mostly businessmen.
Londra'da birçok güzel park vardır.
- There are many beautiful parks in London.
O birçok geceyi yıldızlara bakarak geçirdi.
- Many nights did he spend, looking up at the stars.
Çok fazla içmek seni hasta edecek.
- Too much drinking will make you sick.
Bilgisayarlar hakkında çok fazla şey bilmiyorum.
- I don't know much about computers.
Çok fazla yersen şişmanlarsın.
- If you eat too much you will become fat.
Ben görünce çok korktum.
- I was much frightened at the sight.
Konserde çok fazla kişi vardı.
- There were too many people at the concert.
Politik dünyada pek çok düşmanı var.
- He has many enemies in the political world.
O, büyük olasılıkla başaracak.
- He's the most likely to succeed.
Tom büyük olasılıkla kırmızı arabayı satın alacak.
- Tom will most likely buy the red car.
Bilhassa matematikten nefret ediyorum.
- I hate math most of all.
Ben bilhassa onu özlüyorum.
- I long for that most of all.
Dünyadaki en yaygın isim Muhammet'tir.
- The most common name in the world is Mohammed.
İngilizcenin dünyada en yaygın dil olduğuna şüphem yok.
- I have no doubt English is the most common language in the world.
Tom Mary'nin büyük bir olasılıkla ne yapacağını biliyordu.
- Tom knew what Mary would most likely do.
Kendi görüşüme göre, Twitter kuşu dünyamızdaki en kötü kuştur.
- In my opinion, Twitter bird is the most evil bird in our world.
Tom şimdiye kadar tanıdığım en kötü kişidir.
- Tom is the most evil person I have ever met.
O, büyük ihtimalle gelecek.
- Most probably, she'll come.
O, büyük ihtimalle gelecek.
- Most probably, he'll come.
Hayatta neyin en önemli olduğu kişiden kişiye değişir.
- What is most important in life differs from person to person.
İnsanoğlunun tarih derslerinden çok şey öğrenmemesi tarihin öğretmek zorunda olduğu tüm derslerin en önemlisidir.
- That men do not learn very much from the lessons of history is the most important of all the lessons that history has to teach.
Takuboku'nun şiirlerini bir çoğunu ezbere öğrendim.
- I learned many of Takuboku's poems by heart.
Ben büyük ihtimalle kazanacağım.
- I'll most likely win.
Tom'un büyük ihtimalle yarışı kazanacak kişi olduğunu düşünüyorum
- I think Tom is the one most likely to win the race.
Gemide bir yığın fare var.
- There are many rats on the ship.
O bir yığın dil konuşmaz.
- She does not speak many languages.
Bir çekirge ve bir hayli karınca bir tarlada yaşadı.
- A grasshopper and many ants lived in a field.
O, bu sabah bir hayli mektup aldı.
- He received a good many letters this morning.
Biz ondan çok şey bekliyoruz.
- We expect much of him.
Nasıl oluyor da Japon tarihi hakkında o kadar çok şey biliyorsun?
- How come you know so much about Japanese history?
Bu kabilenin atasal ayinlerinin çoğu zamanla kaybedilmiştir.
- Many of the ancestral rites of this tribe have been lost over time.
Bu madde, daha çok hidrojen ve oksijenden oluşur.
- This substance is mostly composed of hydrogen and oxygen.
Bana pek mantıklı gelmiyor fakat Tom koleje gitmemeye karar verdi.
- It doesn't make much sense to me, but Tom has decided not to go to college.
Senin ve benim aramda, Tom'un fikri pek ilgimi çekmiyor.
- Between you and me, Tom's idea doesn't appeal to me very much.
Onların birçoğu acıydı.
- Many of them were bitter.
Birçoğu sömürgeciliğin egemenliği altında uzun bir süre baskı ve sefaletten çekmiştir.
- Many have suffered oppression and misery for a long period of time under the rule of colonialism.
Otobüs her gün kaç kez çalışır?
- How many times does the bus run each day?
Kaç tane çocuğun var?
- How many kids do you have?
Bu sandalyeyi onartmak aşağı yukarı ne tutar?
- About how much would it cost to have this chair repaired?
Buradan Belediye binasına yürümek aşağı yukarı ne kadar zaman alır?
- How much time, more or less, does it take to walk from here to the town hall?
Oyuncuların çoğu grip yüzünden keyifsiz oldukları için koç oyunu iptal etti.
- The coach called off the game because many of the players were down with the flu.
İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.
- Many of the workers died of hunger.
Tom adlı kaç tane çocuk, sizin sınıfınızdadır?
- How many kids named Tom are in your class?
Tom adlı kaç kişiyi tanıyorsun?
- How many people do you know named Tom?
Köpeğimi günde kaç kez beslemeliyim?
- How many times a day should I feed my dog?
Köpeklerin çoğu yaşıyor.
- Many of the dogs are alive.
Başarı çoğunlukla çabaya bağlıdır.
- Success depends mostly on effort.
Ağrı çoğunlukla geçti.
- The pain has mostly gone away.
Ben köpekleri çok severim.
- I like dogs very much.
Mac, benim arkadaşım. O, köpekleri çok sever.
- Mac is my friend. He likes dogs very much.
O iş hemen hemen bitti.
- That job is pretty much finished.
İnsanlara Lise yıllarında en çok pişman olduğunuz şey nedir? diye sorduğumda, hemen hemen hepsi aynı şeyi söylerler: Zamanımızın çoğunu boşa harcadık.
- When I ask people what they regret most about high school, they nearly all say the same thing: that they wasted so much time.
Burada iklim yılın büyük bölümünde sıcaktır.
- The climate here is warm for most of the year.
Aktör oyunun büyük bölümünde sahnedeydi.
- The actor was on the stage for most of the play.
Babamın küçük kütüphanesi çoğu polemik tanrılığı içeren kitaplardan oluşuyordu, onların çoğunu okudum. esas oluşuyordu.
- My father's little library consisted chiefly of books on polemic divinity, most of which I read.
O, zamanın çoğunu yazlık evinde geçirdi.
- He spent most of the time at his summer home.
The most I can offer for the house is $150,000.
This is a most unusual specimen.
Most want the best for their children.
This is the most important example.
The majority of them are decent people.
- Most of them are decent people.
Get that done most rikki-tik.
Then Christian heads Quinn off at the pass with a most muscular.
Many are called, but few are chosen.
A great many do not understand this.
They're mostly good people, although they have made a few mistakes.
She was to be their chosen visitor, she was to be for weeks under the same roof with the person whose society she mostly prized !.
There wasn't much people about that day.
From those to whom much has been given much is expected.
I don't have much money.
Does he get drunk much?.
... Our most important social safety net, ...
... it was restored and certainly is today one of the most beautiful caravans to ...