liebste

listen to the pronunciation of liebste
ألمانية - التركية
{'li: pstı} r,e sevgili(m)
الإنجليزية - التركية

تعريف liebste في الإنجليزية التركية القاموس.

favorite
{i} gözde

Haşhaş tohumlu çörekler onun gözdesidir, ama onun yaban mersinine razı olmak zorunda olduğu günler vardır. - Poppy seed muffins are her favorites, but there are days when she must settle for blueberry.

Gözde hayır kurumun nedir? - What's your favorite charity?

favorite
{i} favori

Onun favori beyzbol takımı Devler'dir, fakat o Aslanlar'ı da seviyor. - His favorite baseball team is the Giants, but he also likes the Lions.

Favori web sitem Kylie Konnect'tir ve Facebook'tan daha iyidir. - My favorite website is Kylie Konnect and it's better than Facebook.

favorite
tercih edilen
favorite
makbul
favorite
ikbal
favorite
en çok beğenilen
favorite
çatkın
favorite
en çok sevilen
favorite
çok sevilen (kimse/şey)
favorite
{i} favori, kazanacağına inanılan yarışçı
favorite
{i} sevgili
favorite
favoriteson kendi seçim bölgesince başkanlığa aday gösterilen kimse
favorite
a favorite with tarafından sevilen
favorite
çok sevilen
favorite
spor kazanması beklenen yarışçı
favorite
çok sevilen kimse veya şey
favorite
{i} çok sevilen kimse/şey; sevgili, gözde
ألمانية - الإنجليزية
sweetheart
favorite

Playing go is my favorite pastime. - Mein liebster Zeitvertreib ist Go spielen.

My favorite pastime is strolling along the shore. - Mein liebster Zeitvertreib ist es, den Strand entlang zu bummeln.

Der Frühling ist mir die liebste Jahreszeit.
Springtime is my favorite season