Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

kanısı

listen to the pronunciation of kanısı
التركية - الإنجليزية
of blood
kanı
view
kanı
persuasion
kanı
{i} deliverance
kanı
{i} judgment
kanı
feeling
kanı
mind
kanı
image
kanı
{i} surmise
kanı
{i} conclusion

His conclusions are based on unproven assumptions. - Onun kanıları kanıtlanmamış varsayımlara dayanıyor.

kanı
{i} belief
kanı
verdict
kanı
(Ticaret) position
kanı
thought

The man who I thought was his father proved to be a perfect stranger. - Ben onun babası olduğunu düşündüğüm adam tam bir yabancı olduğunu kanıtladı.

The girl who I thought was a singer proved to be a different person. - Bir şarkıcı olduğunu düşündüğüm kız farklı bir kişi olduğunu kanıtladı.

kanı
opinion

I have a couple of pieces of evidence to support my opinion. - Fikrimi destekleyecek birkaç tane kanıtım var.

Moreover, I am of the opinion that Carthage must be destroyed. - Üstelik, Kartaca'nın öldürülmesi kanısındayım.

kanı
impression

I get the impression that you aren't telling the truth. - Doğruyu söylemediğin kanısındayım.

kanı
sentiment
kanı
conviction
kanı
assess
kanı
sight

The patient fainted at the sight of blood. - Hasta kanı görünce bayıldı.

I never could stand the sight of blood. - Kanın görünüşüne asla dayanamadım.

kanı
idea
kanı
sentiments
kanı
opinion, conviction, impression, view kanaat
kanı
fancy
kanı
estimation
kanı
opinion, view
kanı
sense

Sharks can sense blood. - Köpekbalıkları kanı algılayabilir.

There's a general sense that something should be done about unemployment. - İşsizlik hakkında bir şey yapılması gerektiğine dair genel bir kanı vardır.

kanı
notion
kanı
judgement [Brit.]
kanı
esteem
kanı
eye

His eye was swollen and his nose was bleeding. - Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.

kanı
{i} judgement
التركية - التركية

تعريف kanısı في التركية التركية القاموس.

kanı
İnanılan düşünce, kanaat: "Ahlakın da iyiliğe değil, güce dayandığı kanısındadır."- S. Birsel
kanı
İnanılan düşünce, kanaat
kanısı
المفضلات