As far as I know, he won't come.
- Bildiğim kadarıyla, o gelmeyecek.
As far as my experience goes, such a plan is impossible.
- Anladığım kadarıyla, öylesine bir plan imkansızdır.
So far as he was concerned, things were going well.
- Bildiği kadarıyla işler yolunda gidiyordu.
So far as I know, she is still unmarried.
- Bildiğim kadarıyla, o hâlâ bekâr.
I had never seen a panda until I went to China.
- Çin'e gidene kadar hiç panda görmemiştim.
I'll wait here until she comes.
- O gelene kadar burada bekleyeceğim.
He worked from morning till night.
- O, sabahtan akşama kadar çalıştı.
She didn't know the information till she met him.
- Onunla tanışıncaya kadar, o, bilgiyi bilmiyordu.
The rich have trouble as well as the poor.
- Zenginlerin fakirler kadar sorunu vardır.
Linda can dance as well as Meg.
- Linda Meg kadar iyi dans edebilir.
The American news is reporting that Hurricane Irene is as big as Europe, which is a bit of an exaggeration.
- Amerikan haber Irene Kasırgası'nın Avrupa kadar büyük olduğunu bildiriyor, bu biraz abartıdır.
Belgium is not as big as France.
- Belçika Fransa kadar büyük değildir.
I will help as much as I can.
- Ben elimden geldiği kadar yardımcı olacağım.
Few things give us as much pleasure as music.
- Birkaç şey bize müzik kadar çok zevk verir.
Today I'm working a little late so as to avoid a rush in the morning.
- Sabahleyin bir koşuşturmadan kaçınmak için bugün biraz geç saatlere kadar çalışacağım.
Try to do so as far as the station.
- İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.
Tom would never ever do something like that.
- Tom şimdiye kadar böyle bir şeyi asla yapmadı.
How much would you pay for something like this?
- Böyle bir şey için ne kadar öderdin?
Ten to one it'll clear up in an hour or so.
- Bire karşı on bir saate kadar hava açılacak.
What will we do if we miss the last train? How about waiting until morning at an internet café or somewhere else?
- Son treni kaçırırsak ne yapacağız? Sabaha kadar bir internet kafede ya da başka bir yerde beklemeye ne dersin?
You must keep the plan secret until someone notices it.
- Birisi fark edene kadar planı gizli tutmak zorundasın.
He was kind enough to lend me some money.
- Bana biraz ödünç para verecek kadar nazikti.
What does the bill amount to?
- Fatura ne kadar tutuyor?
What is the total amount of money you spent?
- Harcadığın para toplam ne kadar?
The suspect was given the third degree until he confessed his crime.
- Şüpheli suçunu itiraf edene kadar üçüncü dereceden suçlu sayıldı.
To what degree can we trust him?
- Ne dereceye kadar biz ona güvenebiliriz?
The population of China is about eight times as large as that of Japan.
- Çin'in nüfusu Japonya'nınkinin 8 misli kadar büyüktür.
Your income is about twice as large as mine is.
- Gelirin, benimkinin yaklaşık iki katı kadar büyük.
To what degree can we trust him?
- Ne dereceye kadar biz ona güvenebiliriz?
The suspect was given the third degree until he confessed his crime.
- Şüpheli suçunu itiraf edene kadar üçüncü dereceden suçlu sayıldı.
I will help as much as I can.
- Ben elimden geldiği kadar yardımcı olacağım.
My brother eats twice as much as I do.
- Erkek kardeşim benim yediğimin iki katı kadar yemek yiyor.
You should read as many books as you can.
- Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap okumalısın.
Lucy has as many friends as I do.
- Lucy benim sahip olduğum kadar çok sayıda arkadaşa sahip.
It's the best score up to now.
- O,şu ana kadar en iyi skordur.
Got into debt right up to my ears.
- Gırtlağıma kadar borca battım.
Her hair was so long as to reach the floor.
- Saçları yere ulaşacak kadar uzundu.
Three people can keep a secret so long as two of them are dead.
- Üç kişi, onlardan ikisi ölene kadar bir sırrı saklayabilir.
Don't race the car. We want to make it go as far as possible.
- Arabayı yarışa sokma.Biz mümkün olduğu kadar onu uzağa götürteceğiz.
As far as I remember, he didn't say that.
- Hatırladığım kadarıyla, o onu söylemedi.
Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.
- Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum.
Why don't you wait here while I finish what I'm doing?
- Neden yaptığımı bitirinceye kadar burada beklemiyorsun?
No matter what your profession, or how happy you may be in it, there are moments when you wish you had chosen some other career.
- Mesleğiniz ne olursa olsun, ya da bu meslekte ne kadar mutlu olursanız olun, diğer bir mesleği seçmiş olmayı istediğiniz anlar vardır.
When angry, count ten; when very angry, a hundred.
- Kızgınsan ona kadar; çok kızgınsan yüze kadar say.
Hayat yaz çiçekleri, ölüm de güz yaprakları gibi güzel olsun.
- Yaşam yaz çiçekleri, ölüm de sonbahar yaprakları kadar güzel olsun.