Once there lived a very wicked king in England.
- Bir zamanlar İngiltere'de çok kötü bir kral yaşarmış.
Punish the wicked and save the weak.
- Kötüleri cezalandır ve zayıfları koru.
Money is the root of all evil.
- Para tüm kötülüklerin anasıdır.
The Twitter bird is evil.
- Twitter kuşu kötüdür.
The decorating isn't bad.
- Dekorasyon kötü değil.
This house is nearby, it has two bedrooms and a living room, and the decoration isn't bad; it's 1500 a month.
- Bu ev yakında, iki yatak odası ve bir oturma odası var, ve dekorasyonu kötü değil; ayda 1500.
Tom gave Mary a nasty look.
- Tom Mary'ye kötü bir görünüm verdi.
He caught a nasty cold because he stayed up late last night.
- Dün gece geç saatlere kadar yatmadığı için kötü üşüttü.
There was no malice in what he did.
- Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.
He did it without malice.
- Onu kötü niyet olmadan yaptı.
In this story, the hero is also the villain.
- Bu hikayede kahraman da kötü adam.
Who's your favorite movie villain?
- Filmlerde gözde kötü adamın kim?
Sami was a vicious malicious salesman.
- Sami kötü niyetli bir satıcıydı.
Malicious gossip spreads like wildfire. I guess that's why they say bad news travels fast.
- Kötü niyetli dedikodular orman yangını gibi yayılır.Sanırım kötü haber tez yayılır demelerinin nedeni budur.
While in jail, Tom befriended John, an infamous car thief.
- Tom, hapiste iken, kötü şöhretli bir araba hırsızı olan John'la arkadaş oldu.
The most infamous expression for the year 2011 is Kebab murders.
- 2011 yılının en kötü şöhretli ifadesi Kebap cinayetleridir.
I've had a lousy day.
- Kötü bir gün geçirdim.
We're expecting lousy weather today.
- Bugün kötü hava bekliyoruz.
It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
- Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.
Tom is his own worst enemy.
- Tom, kendisinin en kötü düşmanı.
The experiment resulted in a miserable failure.
- Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.
The weather was miserable yesterday.
- Hava dün çok kötüydü.
He is an evildoer, are you aware of that?
- O bir kötülük eden bir kimse, bunun farkında mısın?
My prognosis is bleak.
- Benim prognozum kötü.
Telling lies is a very bad habit.
- Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.
She felt very bad that day.
- O, o gün çok kötü hissetti.
She looked terrible at that time.
- O zaman çok kötü görünüyordu.
I am in a terrible dilemma.
- Çok kötü bir ikilemdeyim.
He behaved badly to his sons.
- O, oğullarına kötü davrandı.
I must have expressed myself badly.
- Ben kendimi kötü bir şekilde ifade etmiş olmalıyım.
Ford was poorly educated.
- Ford kötü eğitim gördü.
I speak French very poorly.
- Çok kötü bir şekilde Fransızca konuşuyorum.
Tom is the most evil person I have ever met.
- Tom şimdiye kadar tanıdığım en kötü kişidir.
In my opinion, Twitter bird is the most evil bird in our world.
- Kendi görüşüme göre, Twitter kuşu dünyamızdaki en kötü kuştur.
I felt bad, so I was admitted into the hospital. However, it turned out that there was nothing really wrong with me.
- Kötü hissediyordum, bu yüzden hastaneye kabul edildim. Fakat bende gerçekten sağlıksız bir şey olmadığı anlaşıldı.
There was nothing wrong with their ability, it was just that the expense for each unit was so vast that the cost performance was bad.
- Onların yeteneğiyle ilgili yanlış bir şey yoktu, o sadece maliyet performansı kötü olan her bir ünite için giderin çok yüksek olmasıydı.
Sami was feeling unwell.
- Sami kendini kötü hissediyordu.
Unfortunately, I have bad news.
- Ne yazık ki kötü haberim var.
Unfortunately, Brian met with bad weather.
- Ne yazık ki, Brian kötü hava ile karşılaştı.
I had a bad cough, so I took the bitter medicine.
- Kötü bir öksürüğüm vardı, bu yüzden acı reçete aldım.
The corruption of the best is the worst.
- En iyi yolsuzluk, en kötüdür.
Money was corrupting Tom.
- Para Tom'u kötü yola sürüklüyordu.
Telling lies is a very bad habit.
- Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.
His behavior, as I remember, was very bad.
- Onun davranışı, benim hatırladığım gibi, çok kötüydü.
Some people are evil.
- Bazı insanlar çok kötüdür.
There is much evil in the world.
- Dünyada çok kötülük var.
The road is in a deplorable state.
- Yol çok kötü durumda.
The experiment resulted in a miserable failure.
- Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.
The weather was miserable yesterday.
- Hava dün çok kötüydü.
Last summer was awful.
- Geçen yaz çok kötüydü.
How awful to reflect that what people say of us is true!
- İnsanların hakkımızda söylediklerinin doğru olduğunu bilmek ne kadar kötü!