Ben her zaman kardeşlere sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hep merak ettim.
- I've always wondered what it'd be like to have siblings.
Çok fazla aksiyon içermeyen filmlerde hep sıkılırım.
- I'm always bored with films that have little action.
Anlamıyorum. Niye hep onunla takılıyorsun?
- I don't understand. Why do you hang out with her all the time?
Ben bunu hep yaparım.
- I do it all the time.
Anne her zaman sabahları erken kalkar.
- Mother always gets up early in the morning.
Her zaman altıda kalkarım.
- I always get up at six.
Daima sözlüğünü el altında bulundur.
- Always have your dictionary close at hand.
Futbol basit bir oyundur. 22 kişi bir topun peşin koşar ve sonunda da daima Almanlar kazanır.
- Football is a simple game. 22 men chase a ball for 90 minutes, and at the end the Germans always win.
O, her zaman sessizdi.
- He was silent all the time.
O her zaman orada kaldı.
- He stayed there all the time.
Tom, onlar ilkokuldayken, sürekli Mary'ye sataşırdı.
- Tom used to pick on Mary all the time when they were in elementary school.
Tom sürekli TV izler.
- Tom watches TV all the time.