Çok fazla şey bekleme.
- Don't expect too much.
Otel beklentilerini karşıladı mı?
- Did that hotel meet your expectations?
En kötüsünü beklemek zorundayız.
- We have to expect the worst.
Fadıl en kötüsünü beklemek ve planlamak zorundaydı.
- Fadil had to expect and plan for the worst.