Tell Tom everything's fine.
- Tom'a herşeyin yolunda olduğunu söyle.
Maria knows everything there is to know about dairying, having been employed in the field for over 35 years.
- Maria, 35 yılı aşkın bir süredir arazide istihdam edildiği için, sütçülük hakkında herşeyi bilir.
Put everything in my basket.
- Her şeyi sepetime koy.
Some people believe that Japan is No.1 in everything.
- Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.
I will do anything for you.
- Senin için her şeyi yapacağım.
He values honor above anything else.
- O, onura her şeyden daha çok değer verir.
One will be judged by one's appearance first of all.
- Bir insan her şeyden önce görünümü ile değerlendirilecektir.
All you have to do is sign this paper.
- Yapmanız gereken her şey bu evrakı imzalamaktır.
How many omnivorous children are patients in hospital?
- Hastanede her şeyi yiyen kaç çocuk hasta var?
Only God can safely be omnipotent.
- Sadece Tanrı güvenle her şeye gücü yeter olabilir.