Tell Tom everything's fine.
- Tom'a herşeyin yolunda olduğunu söyle.
I find it boring everything I do not fall in love with.
- Aşık olmadığım herşeyi sıkıcı buluyorum.
Put everything in my basket.
- Her şeyi sepetime koy.
Some people believe that Japan is No.1 in everything.
- Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.
I will do anything for you.
- Senin için her şeyi yapacağım.
He values honor above anything else.
- O, onura her şeyden daha çok değer verir.
One will be judged by one's appearance first of all.
- Bir insan her şeyden önce görünümü ile değerlendirilecektir.
All you ever do is nitpick. I wish you could say something more constructive.
- Şu ana kadar yaptığın bütün şey her şeye kusur bulmak, keşke daha yapıcı bir şey söyleyebilsen.
Only God is omnipotent.
- Sadece Tanrı her şeye gücü yetendir.
Jane Goodall discovered that chimpanzees are omnivorous, not vegetarian.
- Jane Goodall şempanzelerin her şeyi yediklerini, vejetaryen olmadıklarını keşfetti.