Chris' heart felt so empty and damaged that it couldn't be repaired.
- Chris'in kalbi o kadar boş ve hasarlı hissetti ki o tamir edilemedi.
Did you receive any compensation for the damaged luggage?
- Hasarlı bagaj için hiç tazminat aldın mı?
The damage from the typhoon was enormous.
- Tayfundan gelen hasar büyüktü.
The spell of drought did severe damage to the harvest.
- Kuraklık dönemi ürüne ciddi hasar verdi.
The hurricane has already caused havoc in the Caribbean.
- Kasırga zaten Karayipler'de hasara neden oldu.
People with agraphia can't write due to a brain injury.
- Agrafili insanlar bir beyin hasarı nedeniyle yazı yazamazlar.