Tom should do that sometime.
- Tom bunu birgün yapmalı.
I'm going to do that sometime.
- Bunu birgün yapacağım.
I would like to go to the United States one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
I would like to go to America one day.
- Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
Someday I'd like to go to England.
- Bir gün İngiltere'ye gitmek istiyorum.
I couldn't say when exactly in my life it occurred to me that I would be a pilot someday.
- Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.
I should go there sometime.
- Bir gün oraya gitmeliyim.
Her mother and her sister came to visit the young worker, and sometimes they spent a day with her.
- Annesi ve kız kardeşi genç işçiyi ziyaret etmek için geldi, ve bazen onunla birlikte bir gün geçirdiler.
The Berbers have lived for thousands of years where others could not survive even one day.
- Berberler binlerce yıldır yaşıyor ve başkaları bir gün bile hayatta kalamadı.
To do good to others is a meritorious act; to hurt others is a sin.
- Başkalarına iyilik etmek değerli bir harekettir; başkalarını incitmek bir günahtır.