She announced her intention to retire.
- O, ona emekli olma niyetini bildirdi.
They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
She pasted a notice on the wall.
- O, duvara bir bildiri yapıştırdı.
Tom's death notice was in today's paper.
- Tom'un ölüm bildirimi bugünkü gazetedeydi.
Why wasn't I notified?
- Neden bana bildirilmedi?
If that happens, you'll be the first to be notified.
- Eğer bu olursa ilk olarak size bildirilecek.
If there's a better solution, then I'll notify you about it as soon as possible.
- Daha iyi bir çözüm olursa en kısa sürede onu sana bildiririm.
They will notify him.
- Onlar ona bildirecek.
I have something to declare.
- Bildirecek bir şeyim var.
I don't have anything to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
Do you know where your father went?
- Babanın nereye gittiğini biliyor musun?
Do you know how to play mahjong?
- Mahjong oynamayı biliyor musun?
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
Everybody knew she could speak English well.
- Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.
She got married without her parents knowing it.
- O, anne ve babasının bilgisi olmadan evlendi.
Knowing is nothing, imagination is everything.
- Bilmek bir şey değildir, hayal gücü her şeydir.
Ken didn't know what to say next.
- Ken gelecek defa ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Ken is as tall as Bill.
- Ken Bill kadar uzun boylu.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
The past can only be known, not changed. The future can only be changed, not known.
- Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
O, bana yeni arabasını gösterdi.
- Hun viste mig sin nye bil.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?