She announced her intention to retire.
- O, ona emekli olma niyetini bildirdi.
They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
The notice was badly printed.
- Bildirim kötü biçimde basıldı.
You'll receive a notice in a few days.
- Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.
If that happens, you'll be the first to be notified.
- Eğer bu olursa ilk olarak size bildirilecek.
He notified the police of the traffic accident.
- Trafik kazasını polise bildirdi.
Will you notify me after 3 minutes?
- 3 dakika sonra bana bildirir misin?
In such a case, notify his family.
- Böyle bir durumda, ailesine bildirin.
I don't have anything to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
I have nothing to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
Do you know where your father went?
- Babanın nereye gittiğini biliyor musun?
Do you know how to play mahjong?
- Mahjong oynamayı biliyor musun?
They knew they must fight together to defeat the common enemy.
- Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
Knowing is nothing, imagination is everything.
- Bilmek bir şey değildir, hayal gücü her şeydir.
Ken can play the violin, not to mention the guitar.
- Ken keman çalabilir, gitardan bahsetmeye bile gerek yok.
Ken talks as if he knew everything.
- Ken her şeyi biliyormuş gibi konuşur.
The firm is known for its high-quality products.
- Firma, yüksek kaliteli ürünleriyle bilinmektedir.
The past can only be known, not changed. The future can only be changed, not known.
- Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?