They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
They announced their engagement to the family.
- Nişanlarını ailelerine bildirdiler.
Tom was fired without notice.
- Tom bildirimsiz kovuldu.
You'll receive a notice in a few days.
- Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.
He notified me that he would start at three.
- Saat üçte başlayacağını bana bildirdi.
Why wasn't Tom notified?
- Neden Tom'a bildirilmedi?
They will notify him.
- Onlar ona bildirecek.
Why didn't the police notify us?
- Niçin polis bize bildirmedi?
I don't have anything to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
Do you have anything to declare?
- Bildirecek bir şeyiniz var mı?
A healthy man does not know the value of health.
- Sağlıklı olan adam sağlığın değerini bilmez.
Do you know how to play chess?
- Satranç oynamayı biliyor musun?
Everybody knew she could speak English well.
- Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.
They knew they must fight together to defeat the common enemy.
- Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
Tom accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
- Tom Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.
Ken didn't know what to say next.
- Ken gelecek defa ne söyleyeceğini bilmiyordu.
Ken talks as if he knew everything.
- Ken her şeyi biliyormuş gibi konuşur.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
Mr Hashimoto is known to everyone.
- Bay Hashimoto herkes tarafından bilinir.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
O, ona arabasını sattı.
- Hun solgte sin bil til ham.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?