at that time

listen to the pronunciation of at that time
الإنجليزية - التركية
o zamanda

Onlar onun o zamanda hastanede olduğunu söylüyor. - They say that he was in the hospital at that time.

O zamanda biz çocuktuk. - We were children at that time.

o zamanlarda
o zaman

Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın! - If only you had told me the whole story at that time!

O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı. - Few roads existed in North America at that time.

then
o zaman

O zamanda televizyon seyrediyordum. - I was watching TV then.

O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu. - Since then, a great deal of change has occurred in Japan.

at this time
bu arada
at this time
şu aralar

Şu aralar yorumum yok. - I have no comment at this time.

at this time
bu aralar

Bu aralar yorumum yok. - I have no comment at this time.

Bu aralar, bulunmak için buradan daha güvenli bir yer yok. - At this time, there's no safer place to be than right here.

then
(ondan) sonra
then
o durumda
then
daha sonra

Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı. - The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.

Öyleyse daha sonra tekrar geleceğim. - Then I'll come again later.

then
o süre içinde
then
madem öyle
then
o zamanki
then
o zamanlar

O zamanlar erkekler şapka takardı. - Men wore hats back then.

O zamanlar yemek yemek için eve giderdim. - I used to go home to eat back then.

then
sonra

Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü. - Dima slept with 25 men in one night and then killed them.

Ama sonra o Londra'da dilleri çalışan bir öğrenci olan Jane Wilde'a aşık oldu. - But then he fell in love with Jane Wilde, a student studying languages in London.

then
öyleyse

Öyleyse onu görmediğine inanamam. - I cannot believe you did not see him then.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

At time
bu zamanlarda
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
derhal
then
o zaman vaki olan
then
ondan sonra
then
o halde

Bunu istemiyorlarsa, o halde ne istiyorlar? - If they don't want this, then what do they want?

Eğer bu cümleyi okuyabiliyorsan, o halde okuyabiliyorsundur. - If you can read this sentence, then you're able to read.

then
(sıfat) o zamanki, o zamanlarki
then
demek

Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım. - Only then did I realize what he meant.

Neler oluyor biliyor musun? - Hayır. O zaman bütün bunlar ne demek oluyor? - Do you know what's going on? - No. What's it all about then?

الإنجليزية - الإنجليزية
during that same point in time, during that period, upon that occasion, during the same time
then

What were you doing then? - What were you doing at that time?

I know you told me when you'd be coming, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

at that time

    التركية النطق

    ät dhıt taym

    النطق

    /ˈat ᴛʜət ˈtīm/ /ˈæt ðət ˈtaɪm/

    فيديوهات

    ... for signal processing at the time that they were stuck in your head, but what if a competitor ...
    ... And so in the immediate term, that has to be our priority. At the same time, when we ...
المفضلات