Bill çok erken kalktı ve ilk treni yakaladı.
- Bill got up so early that he caught the first train.
Anne her zaman sabahları erken kalkar.
- Mother always gets up early in the morning.
O, bir seferde altı kutu taşıdı.
- He carried six boxes at a time.
Bir mıknatıs bir seferde çok sayıda çiviyi toplayabilir ve tutabilir.
- A magnet can pick up and hold many nails at a time.
Hiç kimse bir defada birden daha fazla şey yapamaz.
- No one can do more than one thing at a time.
Birisi bir seferde birden fazla şey yapamaz.
- One can't do more than one thing at a time.
Erken ilkbahardı, bu yüzden çok sayıda müşteri yoktu.
- It was early spring, so there weren't many customers.
Burası benim ilk günlerimi yaşadığım evdir.
- This is the house where I lived in my early days.
Birçok eski araba direksiyon yerine yeke kullanırdı.
- Many early cars used a tiller instead of a steering wheel.
Eski Prusya dilinin canlanması seksenlerin başında başladı.
- The Old Prussian language revival began in the early 80's.
Bütün vakitsiz açan çiçekler soğuktan yandı.
- All the early flowers were bitten by the frost.
Biz erken bir başlangıç yaptık.
- We got an early start.
Tom ertesi gün erken bir başlangıç yapması nedeniyle erken yatmaya gitti.
- Tom went to bed early because he had an early start the next day.
We finished the project an hour sooner than scheduled, so we left early.
climb stairs two at a time.
He manages to abstain from smoking for weeks at a time, but then gives in and starts again.