Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

an amount of securities or commodities held by a person, firm, or institution

listen to the pronunciation of an amount of securities or commodities held by a person, firm, or institution
الإنجليزية - التركية

تعريف an amount of securities or commodities held by a person, firm, or institution في الإنجليزية التركية القاموس.

position
konum

Şu anda hassas bir konumdayım. - I am now in a delicate position.

Sana tavsiye verecek konumda değilim. - I'm not in a position to give you advice.

position
{i} durum

Tom durumunu netleştirmedi. - Tom didn't make his position clear.

O, durumunu bana açıkladı. - He explained his position to me.

position
(Kanun) yargı
position
pozisyonlandırmak
position
(Ticaret) kişisel görüş

Başkan konuyla ilgili kişisel görüşünü belirtti. - The president stated his position on the issue.

position
yerini belirlemek
position
hal

Amcam geçen yıl öğretmenlikten emekli oldu, fakat üniversitede bir görevi hâlâ sürdürebiliyordu. - My uncle retired from teaching last year, but he still managed to hang onto a position at the university.

position

Hükümet konağında iyi bir işi var. - He has a good position in a government office.

CEO'nun işbirliği yapma konusundaki isteksizliği bizi zor duruma soktu. - The CEO's unwillingness to cooperate put us in a difficult position.

position
memuriyet
position
{f} konumla

Takım yıldızları gökyüzündeki yıldızların konumlarını tanımaya yardım etmek için faydalı bir yol olabilir. - Constellations can be a useful way to help identify positions of stars in the sky.

position
{i} yer

Yerinde olsam, onu derhal yaparım. - Were I in your position, I would do it at once.

Yerimde olsan ne yaparsın? - What would you do if you were in my position?

position
{i} duruş
position
{i} fikir
position
(fiil) yerleştirmek, koymak, yerini belirlemek
position
{f} koymak
position
{i} görüş

Başkan konuyla ilgili kişisel görüşünü belirtti. - The president stated his position on the issue.

position
{i} statü
الإنجليزية - الإنجليزية
position

Strong earnings have bolstered the company's financial position.

an amount of securities or commodities held by a person, firm, or institution

    الواصلة

    an a·mount of securities or commodities held by a person, firm, or in·sti·tu·tion

    النطق

المفضلات