Hayat bir seyahate benzer.
- Life is like a journey.
Seyahatimi Sendai'den Aomori'ye kadar genişlettim.
- From Sendai I extended my journey to Aomori.
Geçen yıl uzun bir yolculuk yaptım.
- I made a long journey last year.
O, Paris'e bir yolculuk yaptı.
- He made a journey to Paris.
Ben mümkünse dünyanın etrafında bir geziye çıkmak istiyorum.
- I want to go on a journey around the world if possible.
Gezinin amacı, büyükanneyi ziyaret etmekti.
- The object of the journey was to visit Grandma.
Hayat bir seyahate benzer.
- Life is like a journey.
Seyahatimi Sendai'den Aomori'ye kadar genişlettim.
- From Sendai I extended my journey to Aomori.
Ben mümkünse dünyanın etrafında bir geziye çıkmak istiyorum.
- I want to go on a journey around the world if possible.
Bana yolculuğu sırasında çektiği fotoğrafları gösterdi.
- She showed me the snaps which she had taken during her journey.
Önümüzdeki ay bir yolculuğa çıkacağız.
- We are going on a journey next month.