şu

listen to the pronunciation of şu
التركية - الإنجليزية
(İnşaat) that

This is a post office and that is a bank. - Bu bir postane, şu ise bir bankadır.

Look at that mountain which is covered with snow. - Karlarla örtülü şu dağa bak.

quod
that, this; that one
şu ana kadar
so far

How many computers have you had so far? - Şu ana kadar kaç tane bilgisayarın oldu?

How do you like Texas so far? - Şu ana kadar Texas'ı nasıl buldunuz?

şu an
{i} present

The present government has many problems. - Şu andaki hükümetin çok sayıda problemleri var.

She is content with his present salary. - O, şu anki maaşından memnun.

şu anda
currently

Tom isn't currently in prison. - Tom şu anda hapishanede değil.

Tom currently goes to college in Boston. - Tom şu anda Boston'daki üniversiteye gidiyor.

şu anda
just now, at present, at the moment
şu anda
now

I hear that Tom isn't in Boston now. - Tom'un şu anda Boston'da olmadığını duyuyorum.

I'm drinking a beer right now. - Şu anda bir bira içiyorum.

şu ana kadar
up till now
şu ana kadar
by now

I'm used to it by now. - Ben şu ana kadar buna alıştım.

Tom is worried because he should have heard from Mary by now. - Tom şu ana kadar Mary'den bir haber almış olması gerektiği için endişeli.

şu ana kadar
until now

For some reason the microphone wasn't working until now. - Bazı nedenlerden dolayı mikrofon şu ana kadar çalışmıyordu.

I have been lucky until now. - Şu ana kadar şanslıydım.

şu ana kadar
up to now

Up to now, how many books do you think you've read? - Şu ana kadar sence kaç kitap okumuşsundur?

Up to now I've never been abroad. - Şu ana kadar hiç yurt dışında bulunmadım.

şu anda
yet

I believe Elvis yet lives. - Elvis'in şu anda yaşadığına inanıyorum.

I'm not sure Tom is ready to do that yet. - Tom'un şu anda onu yapmak için hazır olduğundan emin değilim.

şu anda
just now

Mother is very busy just now. - Annem şu anda çok meşgul.

I was just now thinking about that problem. - Şu anda o sorun hakkında düşünüyordum.

şu anda
for the present
şu anda
(Konuşma Dili) here and now

I can't answer you here and now. - Sana burada ve şu anda cevap veremem.

şu anki
current

Tom suggested that Mary should resign from her current job and find another one. - Tom Mary'nin şu anki işinden istifa etmesi ve yeni bir tane bulması gerektiğini önerdi.

I am content with my current position. - Şu anki pozisyonumdan memnunum.

şu anki
going
şu anki
currently
şu şekilde
thus
şu şekilde
thus and so
şu an
this instant
şu ana kadar
yet

Have they found Tom yet? - Şu ana kadar Tom'u buldular mı?

Bill, did you take Spot for a walk yet? - Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı?

şu ana kadar
as yet
şu ana kadar
ever

Ever been to Muskogee? - Şu ana kadar Muskogee'de bulundu mu?

Nothing is ever right. - Şu ana kadar hiçbir şey doğru değil.

şu ana kadar
thus far
şu anda
presently

I am presently working in the hotel kitchen. - Ben şu anda otel mutfağında çalışıyorum.

It is an ancient midden, presently an archaeological treasury. - Eski bir çöp yığını şu anda arkeolojik bir hazinedir.

şu anda
at present

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

I don't need money at present. - Benim şu anda paraya ihtiyacım yok.

şu anda
at the present time
şu an
{i} now

What I want now is not money, but time. - Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.

I am only warming up now. - Şu an sadece ısınıyorum.

Şu ana kadar
up until now
Şu anda
now to
şu an
at the moment

Our prospects for victory are excellent at the moment. - Zafer umutlarımız şu anda mükemmel.

Tom isn't here at the moment. - Tom şu anda burada değil.

şu anda
at the moment

Tom isn't here at the moment. - Tom şu anda burada değil.

He is on another phone at the moment. - O şu anda başka bir telefonda.

şu sıralar
recently

We have recently discussed this problem. - Şu sıralar bu problemi tartıştık.

I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently. - Şu sıralar BT sertifikasyonlarına çalışmaya çok vakit harcıyorum.

şu an
at present

I don't need money at present. - Benim şu anda paraya ihtiyacım yok.

Everything is going well at present. - Şu anda her şey iyi gidiyor.

şu ana kadar
up to the present
şu anki
present

Are you content with your present salary? - Şu anki maaşından memnun musun?

Many are fed up with their present careers. - Çoğu şu anki kariyerinden bıkmış.

şu günlerde
1. in the near future, any day now. 2. in these days: in those days
şu günlerde
in these days
التركية - التركية
Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı belirten gösterme sıfatı: "Masanın üstünde şu mektubu buldu"- M. Ş. Esendal
Biraz uzakta olan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan gösterme zamiri
(Osmanlı Dönemi) (-) (-Şuy) f. Temizleyen, yıkayan
Pasta hamuru
Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı belirten gösterme sıfatı