şu

listen to the pronunciation of şu
التركية - الإنجليزية
(İnşaat) that

Look at that mountain which is covered with snow. - Karlarla örtülü şu dağa bak.

This is a house and that is a mosque. - Bu bir ev, şu ise camidir.

quod
that, this; that one
şu ana kadar
so far

So far, he has been extremely happy. - O, şu ana kadar oldukça mutlu.

You have been doing well at school so far. - Şu ana kadar okulda iyi gidiyorsun.

şu an
{i} present

She is content with his present salary. - O, şu anki maaşından memnun.

My uncle is staying in Hong Kong at present. - Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.

şu anda
currently

Tom currently works for his father's company. - Tom şu anda babasının şirketi için çalışıyor.

Tom isn't currently working anywhere. - Tom şu anda herhangi bir yerde çalışmıyor.

şu anda
just now, at present, at the moment
şu anda
now

What I want now is not money, but time. - Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.

I'm drinking a beer right now. - Şu anda bir bira içiyorum.

şu ana kadar
up till now
şu ana kadar
by now

Tom is worried because he should have heard from Mary by now. - Tom şu ana kadar Mary'den bir haber almış olması gerektiği için endişeli.

I'm used to it by now. - Ben şu ana kadar buna alıştım.

şu ana kadar
until now

Sorry, I didn't read your comment until now. - Üzgünüm, şu ana kadar yorumunuzu okumadım.

For some reason the microphone wasn't working until now. - Bazı nedenlerden dolayı mikrofon şu ana kadar çalışmıyordu.

şu ana kadar
up to now

Up to now, how many books do you think you've read? - Şu ana kadar sence kaç kitap okumuşsundur?

Next time I switch jobs, I need work that will let me make use of the experience I've gained up to now. - Gelecek sefer iş değiştireceğim. Benim şu ana kadar kazandığım deneyimi kullanmama izin verecek işe ihtiyacım var.

şu anda
yet

I'm not sure Tom is ready to do that yet. - Tom'un şu anda onu yapmak için hazır olduğundan emin değilim.

I believe Elvis yet lives. - Elvis'in şu anda yaşadığına inanıyorum.

şu anda
just now

Tom isn't here just now. - Tom şu anda burada değil.

Mother is very busy just now. - Annem şu anda çok meşgul.

şu anda
for the present
şu anda
(Konuşma Dili) here and now

I can't answer you here and now. - Sana burada ve şu anda cevap veremem.

şu anki
current

Tom is perfectly satisfied with his current salary. - Tom şu anki aylığından tamamen memnun.

I want to quit my current job. - Ben şu anki işimi bırakmak istiyorum.

şu anki
going
şu anki
currently
şu şekilde
thus
şu şekilde
thus and so
şu an
this instant
şu ana kadar
yet

Have they found Tom yet? - Şu ana kadar Tom'u buldular mı?

Bill, did you take Spot for a walk yet? - Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı?

şu ana kadar
as yet
şu ana kadar
ever

This was the first Japanese food I had ever tasted. - Şu ana kadar tattığım ilk Japon yemeği buydu.

Nothing is ever right. - Şu ana kadar hiçbir şey doğru değil.

şu ana kadar
thus far
şu anda
presently

I am presently working in the hotel kitchen. - Ben şu anda otel mutfağında çalışıyorum.

It is an ancient midden, presently an archaeological treasury. - Eski bir çöp yığını şu anda arkeolojik bir hazinedir.

şu anda
at present

I don't need money at present. - Benim şu anda paraya ihtiyacım yok.

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

şu anda
at the present time
şu an
{i} now

What I want now is not money, but time. - Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.

Long skirts are out of fashion now. - Şu an uzun eteklerin modası geçmiştir.

Şu ana kadar
up until now
Şu anda
now to
şu an
at the moment

He is on another phone at the moment. - O şu anda başka bir telefonda.

They're having a break at the moment. - Onlar şu anda bir mola veriyorlar.

şu anda
at the moment

They're having a break at the moment. - Onlar şu anda bir mola veriyorlar.

Tom isn't here at the moment. - Tom şu anda burada değil.

şu sıralar
recently

We have recently discussed this problem. - Şu sıralar bu problemi tartıştık.

I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently. - Şu sıralar BT sertifikasyonlarına çalışmaya çok vakit harcıyorum.

şu an
at present

I don't need money at present. - Benim şu anda paraya ihtiyacım yok.

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

şu ana kadar
up to the present
şu anki
present

Your present trouble is on my mind all the time. - Senin şu anki sorunun her zaman aklımda.

Tom isn't content with his present salary. - Tom şu anki maaşından memnun değil.

şu günlerde
1. in the near future, any day now. 2. in these days: in those days
şu günlerde
in these days
التركية - التركية
Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı belirten gösterme sıfatı: "Masanın üstünde şu mektubu buldu"- M. Ş. Esendal
Biraz uzakta olan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan gösterme zamiri
(Osmanlı Dönemi) (-) (-Şuy) f. Temizleyen, yıkayan
Pasta hamuru
Bu kelimesine göre yerde, zamanda veya söz zincirinde biraz uzak olanı belirten gösterme sıfatı