Tom insists on eating fruit every day.
- Tom her gün meyve yeme konusunda ısrar ediyor.
Mother insists that we should be home by seven in the evening.
- Anne akşam yedide evde olmamız gerektiğinde ısrar ediyor.
The lady persisted in wearing such an old-fashioned shirt.
- Bayan böyle eski moda bir gömlek giymekte ısrar etti.
The boy persisted in his opinion.
- Çocuk fikrinde ısrar etti.
They insisted on my getting the work done by tomorrow.
- Onlar yarına kadar işi yaptırmamda ısrar ettiler.
The lawyer insisted on his innocence.
- Avukat onun suçsuzluğu konusunda ısrar etti.