Sana iyi şans dilemek için geldim.
- I came to wish you good luck.
Sadece sana şans dilemek için uğradım.
- I just stopped by to wish you luck.
Tanrı ile konuşma arzusu saçmadır. İdrak edemediğimiz birisiyle konuşamayız.
- The wish to talk to God is absurd. We cannot talk to one we cannot comprehend.
Onunla evlenmeyi arzu etti.
- He wished to marry her.
Bu harika günde bütün en iyi dileklerimle.
- All the best wishes on this wonderful day.
Umarım dileklerin gerçekleşecektir.
- I hope your wishes will come true.
Sen uçabildiğini temenni etmez misin?
- Don't you wish you could fly?
O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.
- She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
İnşallah isteklerin gerçekleşir.
- I hope your wishes will come true.
Jane İngiltere'de sumo görebilmeyi istemektedir.
- Jane wishes she could see sumo in England.
Romalılar, imparatorluğun çöküşünü istemedi, ama oldu.
- Romans did not wish for the fall of their empire, but it happened.
Jane İngiltere'de sumo görebilmeyi istemektedir.
- Jane wishes she could see sumo in England.
Ken onun İngilizcesini tazelemeyi istemektedir.
- Ken wishes to brush up his English.
Tom'un Mary ile evlenmemiş olmayı dilediği zamanlar olmuştur.
- There were times when Tom wished he hadn't married Mary.
Herkes vali seçilmiş olmayı diledi.
- Everybody wished he had been elected governor.
Dileğinin gerçekleşeceğini umuyorum.
- I hope your wish will come true.
Benim dileğim İsviçre'ye gitmektir.
- My wish is to go to Switzerland.
Yatırımcılar, gerçek değer yaratma ile hüsnükuruntuyu ayırt etmeliler.
- Investors must distinguish between genuine value creation and wishful thinking.
O en iyi ihtimalle hüsnükuruntu.
- That's wishful thinking at best.
I wish to complain.
Mr. White took the paw from his pocket and eyed it dubiously. I don't know what to wish for, and that's a fact, he said slowly. It seems to me I've got all I want..