Eğer gerçekten boş zamanın varsa, bir kitap oku. Koğuş kütüphanesinden bir tane ödünç al.
- If you really have free time, read a book. Borrow one from the ward library.
Leyla semtteki herkesle flört etti.
- Layla flirted with everyone on the ward.
Hasta, kardiyoloji servisine nakledildi.
- The patient was transferred to the cardiology ward.
On yıldır hapishane müdürüydüm.
- I was a prison warden for ten years.
Hapishane gardiyanının bir kadın olduğunu görmek çoğu insanı şaşırtır.
- It surprises most people to find out that the prison warden is a woman.
Kötü şansları önlemek için tuz serpiyoruz.
- We sprinkle salt to ward off bad luck.
They for vs fight, they watch and dewly ward, / And their bright Squadrons round about vs plant .
fencing A guarding or defensive motion or position.
no gate they found, them to withhold, / Nor ward to wait at morne and euening late .