Tom didn't have time to do the job properly.
- Tom'un işi uygun şekilde yapmak için zamanı yoktu.
The iPad would be a perfect solution for me if it could properly display web pages with Flash content.
- IPad Flash içeriği ile web sayfalarını uygun şekilde görüntüleyebilseydi, benim için mükemmel bir çözüm olurdu.
The house is suitably isolated.
- Ev uygun şekilde yalıtılmış.
We're going to do it properly.
- Biz onu uygun bir şekilde yapacağız.
Are you unable to see properly?
- Uygun bir şekilde göremiyor musun?