تعريف to spread, open, extend, dissuse في الإنجليزية التركية القاموس.
- expand
- genişlemek
- expand
- {f} büyümek
- expand
- açındırmak
- expand
- genişletme
Bu şekilde, üniversite öğrencilerinin ufkunu genişletmek için fırsatları var.
- In this way, the students of the university have the opportunity to expand their horizons.
Genişletmek için yer yok.
- There's no room to expand.
- expand
- genleşmek
- expand
- pirinç
- expand
- kabarmak
- expand
- genişle
Çalışarak, pazarlarımızı genişletebiliriz.
- With work, we can expand our markets.
Evren sonsuza kadar genişleyecek mi?
- Will the universe expand indefinitely?
- expand
- büyütmek
Tom işini büyütmek istedi.
- Tom wanted to expand his business.
- expand
- genleşmek (fizik)genişletmek, büyümek (genel anlamda )
He expands his business everyyear.
- expand
- genişlet
O, araştırmasını genişletti.
- He expanded his research.
Çalışarak, pazarlarımızı genişletebiliriz.
- With work, we can expand our markets.
- expand
- genişletmek;genişlemek
- expand
- (Avrupa Birliği) genişle(t)mek, büyü(t)mek
- expand
- (Tekstil) açmak, yaymak, genişletmek
- expand
- (fiil) şişirmek, büyütmek, genişletmek, açmak, yayılmak, genişlemek, şişmek, açılmak, gelişmek, büyümek, dönüşmek
- expand
- açıl/genişle/genişlet
- expand
- {f} dönüşmek
- expand
- {f} genişletmek; genişlemek; büyütmek; büyümek
- expand
- {f} fiz. genleşmek; genleştirmek