the highest price of the day of trading for a particular stock or commodity

listen to the pronunciation of the highest price of the day of trading for a particular stock or commodity
الإنجليزية - التركية

تعريف the highest price of the day of trading for a particular stock or commodity في الإنجليزية التركية القاموس.

high
{s} önemli

Yüksek ateş, bu hastalığın önemli bir belirtisidir. - High fever is a prominent symptom of this disease.

O lisede, spor, derslerden daha önemlidir. - At that high school, sports is more important than academics.

high
uyuşturucu etkisi altında
high
{s} sarhoş
high
on high gökte
high
taşkın (neşe)
high
barometrenin yüksek olduğu bölge
high
öfkelenmek
high
fahiş (fiyat)
high
yüksek derece

Norveççe, İsveççe ve Danimarkaca karşılıklı olarak yüksek derecede anlaşılabilirdir. - Norwegian, Swedish and Danish are mutually intelligible to a high degree.

Bu iş yüksek derecede yetenek gerektiriyor. - This work calls for a high degree of skill.

high
doruk

Everest dağının doruk noktası dünyada en yüksek noktadır. - The peak of mount Everest is the highest spot in the world.

Fiyatlar on üç yılın doruk noktasına çıktı. - Prices have reached a 13-year high.

high
mutluluk
high
coşku
high
büyük heyecan
high
yükseğe

Fare çok yükseğe sıçrasa da, kedi tarafından yakalanır. - If jumps too high the rat - it's captured by the cat.

Hiçbir kuş gereğinden çok yükseğe uçmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa. - No bird soars too high if he soars with his own wings.

high
(sıfat) yüksek, yukarı, uyuşturucu almış, üst, büyük, şiddetli, aşırı, önemli, soylu, yüce, ileri, üstün, neşeli, sarhoş, uçmuş, esrarın etkisinde
high
{s} aşırı
high
{s} üstün

Bu tekne üstün kaliteli alüminyum ve yüksek güçlü demir ile yapılır. - This boat is made with high grade aluminum and high strength iron.

Egzosfer atmosferin en üst tabakasıdır. 10.000 kilometreye kadar termosferin üstünden uzanır. - The exosphere is the highest layer of the atmosphere. It extends from the top of the thermosphere up to 10,000 kilometers.

high
{s} yüce
high
{s} kibirli, kendini beğenmiş
high
{i} uçma

Hiçbir kuş gereğinden çok yükseğe uçmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa. - No bird soars too high if he soars with his own wings.

الإنجليزية - الإنجليزية
high
the highest price of the day of trading for a particular stock or commodity

    الواصلة

    the highest price of the Day of trading for a par·ti·cu·lar stock or com·mo·di·ty

    التركية النطق

    dhi hayıst prays ıv dhi dey ıv treydîng fôr ı pırtîkyılır stäk ır kımädıti

    النطق

    /ᴛʜē ˈhīəst ˈprīs əv ᴛʜē ˈdā əv ˈtrādəɴɢ ˈfôr ə pərˈtəkyələr ˈstäk ər kəˈmädətē/ /ðiː ˈhaɪəst ˈpraɪs əv ðiː ˈdeɪ əv ˈtreɪdɪŋ ˈfɔːr ə pɜrˈtɪkjəlɜr ˈstɑːk ɜr kəˈmɑːdətiː/
المفضلات