A week before she died she changed her will and left her entire fortune to her dog Pookie.
- O ölmeden bir hafta önce vasiyetini değiştirdi,bütün servetini köpeği Pookie'e bıraktı.
I believe in censorship. I made a fortune out of it.
- Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.
Because of his wealth, he was able to become a member of that club.
- Serveti nedeniyle, o, o kulübün bir üyesi olabildi.
I was given a minor share of my father's wealth.
- Bana babamın servetinden küçük bir pay verildi.
All the property will go to his daughter.
- Tüm servet onun kızına gidecek.
Edward inherited his uncle's property.
- Edward amcasının servetini miras olarak aldı.
This ball is that boy's treasure.
- Bu top o çocuğun servetidir.
How to distribute abundance is a great problem.
- Serveti nasıl dağıtacağın büyük bir sorundur.
I'm going to give all my possessions away.
- Bütün servetimi bağışlayacağım.
He lost all his possessions.
- O, bütün servetini kaybetti.
Mary went on a shopping spree after coming into some money.
- Mary servete konduktan sonra bir alışveriş çılgınlığına devam etti.
Layla's net worth is estimated at ten million dollars.
- Leyla'nın net serveti on milyon dolardır.
All the wealth in the world is worthless when you're dead.
- Öldüğünüzde dünyadaki tüm servet değersizdir.
I'm going to give all my possessions away.
- Bütün servetimi bağışlayacağım.
He lost all his possessions.
- O, bütün servetini kaybetti.
He lost all his riches.
- Bütün servetini kaybetti.
Despite his riches, he's not contented.
- Servetine rağmen, memnun değil.
Despite his riches, he's not contented.
- Servetine rağmen, memnun değil.
For all his riches he is not happy.
- Bütün servetine rağmen o mutlu değildir.