Sophie bilinmeyen bir gönderenden gelen bir başka mektup almak için can atıyordu.
- Sophie had been looking forward to getting another letter from the unknown sender.
Ne garip bir mesaj! Herhangi bir gönderen veya alıcı da yok.
- What a strange message! There is no sender and no recipients either.
Ben bu mektubu Japonya'ya göndermek istiyorum.
- I want to send this letter to Japan.
Japonya'ya bir koli göndermek istiyorum.
- I want to send a parcel to Japan.
O mektubu göndermeyi unutma.
- Don't forget to send that letter.
Mektuba derhal bir cevap göndermelisin.
- You must send the answer to the letter right away.
Mektubu göndermeyi unutma.
- Don't forget to send the letter.
Eğer sana marshmallow gönderebilseydim, Trang, yapabilecektim.
- If I could send you a marshmallow, Trang, I would.
Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.
- The other colonies began sending troops to help.
Sophie bilinmeyen göndericiden bir mektup daha almayı dört gözle bekliyordu.
- Sophie had been looking forward to getting another letter from the unknown sender.