Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

reddedildi

listen to the pronunciation of reddedildi
التركية - الإنجليزية
(Bilgisayar) rejected

Tom's college application was rejected. - Tom'un üniversite başvurusu reddedildi

For understandable reasons, they have been rejected. - Anlaşılabilir nedenlerden dolayı reddedildiler.

(Bilgisayar) denied

Tom's proposal was denied. - Tom'un önerisi reddedildi.

Your request is denied. - Senin rican reddedildi.

(Bilgisayar) refused

You were refused entry because you were too drunk. - Girişin reddedildi çünkü fazla sarhoştun.

Tom's request was refused. - Tom'un talebi reddedildi.

declined

Tom's offer was declined. - Tom'un teklifi reddedildi.

I declined for personal reasons. - Ben kişisel nedenler için reddedildim.

The nays have it
reddet
{f} disclaim
itiraz reddedildi
(Kanun) objection overruled!
reddet
(Bilgisayar) decline

Tom declined Mary's invitation. - Tom Mary'nin davetini reddetti.

They declined our invitation. - Onlar davetimizi reddetti.

reddet
(Bilgisayar) deny

Nobody here is denying that. - Buradaki hiç kimse onu reddetmiyor.

I have to deny that request. - O talebi reddetmeliyim.

reddet
(Bilgisayar) reject

She rejected my proposal. - O benim önerimi reddetti.

My boss rejected the budget for the new project. - Patron yeni proje için bütçeyi reddetti.

reddet
{f} jilted
reddet
disavow
reddet
gainsay
reddet
{f} repudiated
reddet
{f} rebuff
reddet
throw out
reddet
{f} refusing

In a sense you are right in refusing to join that club. - Bir bakıma, o klübe katılmayı reddetmekte haklısın.

I plan on refusing to do that. - Onu yapmayı reddetmeyi tasarlıyorum.

reddet
repudiate
reddet
refuse

Doctors refused to perform a second operation. - Doktorlar ikinci operasyonu uygulamayı reddettiler.

I am surprised that she refused such a good offer. - Onun böyle güzel bir teklifi reddetmesine şaşırdım.

reddet
{f} gainsaid
reddet
{f} spurring
reddet
jilt
reddet
{f} rejected

Jefferson rejected this idea. - Jefferson bu fikri reddetti.

My boss rejected the budget for the new project. - Patron yeni proje için bütçeyi reddetti.

reddet
{f} spurned
reddet
thrown out
reddet
disowned

Tom's father disowned him. - Tom'un babası onu evlatlıktan reddetti.

Her parents disowned her and kicked her out of the house. - Ebeveynleri onu evlatlıktan reddetti ve onu evden kovdu.

reddet
flout
reddet
thrown#out
reddet
thrownout
reddet
throw#out
reddet
disaffirm
reddet
nix
reddet
throwout
التركية - التركية

تعريف reddedildi في التركية التركية القاموس.

REDDET
(Osmanlı Dönemi) Bir defa reddedi
REDDET
(Osmanlı Dönemi) Güzellikler arasında nazara çarpan çirkinlik