The event is still fresh in our memory.
- Olay anımızda hâlâ tazedir.
It is easy to be wise after the event.
- Olaydan sonra akıllı olmak kolaydır.
The Japanese Dentists Association affair is an incident concerning secret donations from the Japanese Dentists Association to Diet members belonging to the LDP.
- Japon Diş Hekimleri Birliği sorunu Japon Diş Hekimleri Birliğinden LDP ye ait olan Diyet üyelerine yapılan gizli bağışlarla ilgili bir olaydır.
The incident took place at midnight.
- Olay gece yarısı gerçekleşti.
He was involved in a murder case.
- O, bir cinayet olayına karıştı.
We had to call in social services. This was obviously a case of child neglect.
- Sosyal hizmetleri aramak zorunda kaldık. Bu apaçık bir çocuk ihmali olayıydı.
Given the circumstances, it was inevitable that such an incident should take place.
- Şartlar göz önüne alındığında, böyle bir olayın gerçekleşmesi kaçınılmazdı.
That is an actual fact.
- Bu gerçek bir olaydır.
The fact proves his honesty.
- Olay onun dürüstlüğünü kanıtlıyor.
The story was full of marvelous happenings.
- Hikaye hayret verici olaylarla doluydu.
You don't need to worry about that happening.
- O olay hakkında endişelenmenize gerek yok.
Tom had a similar experience.
- Tom benzer bir olay yaşadı.
This experience has changed me.
- Bu olay beni değiştirdi.
If Tom would learn to be a little more positive about things, people would probably like him a bit more.
- Tom olaylar hakkında biraz daha olumlu olmayı öğrense, büyük olasılıkla insanlar ondan biraz daha hoşlanır.
Try to see things as they really are.
- Olayları gerçekten oldukları gibi görmeye çalış.
The police took some pictures of the scene of the accident.
- Polisler olay yerinin birkaç fotografını çekti.
What surprised me most about that accident is how fast the lawyers arrived on the scene.
- Bu kazada beni en çok şaşırtan şey avukatların olay yerine bu kadar çabuk gelmeleri.
It was an embarrassing episode.
- Utanç verici bir olaydı.
There was no evidence against him found at the scene.
- Olay yerinde bulunduğuna dair ona karşı herhangi bir kanıt yoktu.
What surprised me most about that accident is how fast the lawyers arrived on the scene.
- Kaza hakkında beni en çok şaşırtan şey avukatların olay yerine ne kadar çabuk varmalarıydı.
That is the common occurrence in Japan.
- O, Japonya'da yaygın olaydır.
That occurrence is inevitable.
- O olay kaçınılmazdır.
He expressed regret over the affair.
- Olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etti.
The Japanese Dentists Association affair is an incident concerning secret donations from the Japanese Dentists Association to Diet members belonging to the LDP.
- Japon Diş Hekimleri Birliği sorunu Japon Diş Hekimleri Birliğinden LDP ye ait olan Diyet üyelerine yapılan gizli bağışlarla ilgili bir olaydır.
Tom believes in paranormal phenomena.
- Tom normal ötesi olaylara inanıyor.
The scientist explained the strange phenomena in the light of recent scientific knowledge.
- Bilimci son bilimsel bilgiler ışığında garip olayları açıkladı.
What's the big occasion today?
- Bugünkü büyük olay nedir?
A rainbow is a natural phenomenon.
- Bir gök kuşağı doğal bir olaydır.
Lightning is an electrical phenomenon.
- Şimşek, elektriksel bir olaydır.
There was no evidence against him found at the scene.
- Olay yerinde bulunduğuna dair ona karşı herhangi bir kanıt yoktu.
What surprised me most about that accident is how fast the lawyers arrived on the scene.
- Kaza hakkında beni en çok şaşırtan şey avukatların olay yerine ne kadar çabuk varmalarıydı.
The police arrested the burglar on the spot.
- Polisler hırsızı olay yerinde tutukladı.
The police suspended Tom's licence on the spot.
- Polis olay yerinde Tom'un lisansını askıya aldı.
We must not get angry at things: they don't care at all.
- Biz olaylara kızmamalıyız: onlar hiç umursamıyor.
If Tom would learn to be a little more positive about things, people would probably like him a bit more.
- Tom olaylar hakkında biraz daha olumlu olmayı öğrense, büyük olasılıkla insanlar ondan biraz daha hoşlanır.
This was the highlight of my day.
- Bu, günümün önemli olayıydı.
Police cordoned off the crime scene.
- Polis olay yerini kordon altına aldı.
Dan was the first officer to arrive at the crime scene.
- Dan olay yerine varan ilk polis memuruydu.
Such incidents are quite common.
- Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.
Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud.
- Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.
Tom loves sports events.
- Tom spor olaylarını sever.
What were the chief events of last year?
- Geçen yılın önemli olayları nelerdi?
In Sweden it is more common for a child to have three first names than one, but here, at home, this is a more unusual phenomenon.
- İsveç'te bir yerine üç isme sahip olmak bir çocuk için daha yaygındır, fakat burada, evde, daha sıra dışı bir doğal olaydır.
The scientist explained the strange phenomena in the light of recent scientific knowledge.
- Bilimci son bilimsel bilgiler ışığında garip olayları açıkladı.
Tom believes in paranormal phenomena.
- Tom normal ötesi olaylara inanıyor.