Bahçe, evin önündedir.
- The garden is in front of the house.
Evimin önünde bir postahane var.
- There is a post office in front of my house.
Üniversite arkadaşım terör karşıtı.
- My university friend is against terror.
Kim Kardashian Türkiye karşıtı bir kampanya başlattı, bundan dolayı onu asla beğenmiyorum.
- Kim Kardashian started a campaign against Turkey, so I never like her.
O, yasalara aykırıdır.
- That's against the law.
Uzlaşmak benim kurallarıma aykırıdır.
- It's against my rules to compromise.
Yen dolar karşısında yüzde 10 değer kazandı.
- The yen appreciated 10 percent against the dollar.
Yen dolar karşısında hâlâ düşük.
- The yen is still low against the dollar.
Öğretmen ödevimi sınıfın karşısında okumamı istedi.
- The teacher asked me to read my paper in front of the class.
Her zaman TV'nin karşısındasın.
- You're always in front of the TV.
Evimin önünde bir postahane var.
- There is a post office in front of my house.
Evimin önünde bir göl var.
- There is a lake in front of my house.
Nükleer savaşa karşı olmak için kuantum fiziğinde bir doktoraya ihtiyacın yok.
- You don't need a PhD in quantum physics to be against nuclear war.
Tom etmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, arabasını yangın musluğunun önüne parketti.
- Tom parked his car in front of a fire hydrant even though he knew he shouldn't.
Tom insanların onun evinin önüne park etmelerini sevmiyor.
- Tom doesn't like it when people park in front of his house.
Önümdeki araba Karam'ın.
- The car that's in front of me is Karam's.
O, tam önümde oturdu.
- He sat right in front of me.
Both parties met in front of the Castle, the torch-bearers numbering nearly one hundred.
Not in front of the children!.
Several people are in front of me in line. The woman next in front of me is older, probably in her fifties.