Aim at the target with this gun.
- Bu tabanca ile hedefe nişan al.
The arrow fell short of the target.
- Ok hedefine varamadı.
What is your ultimate goal in your life?
- Hayatınızdaki nihai hedefiniz nedir?
The goal of the center should be to train young people from other countries within a specific time period.
- Merkezin hedefi, diğer ülkelerden gelen gençleri belli bir zaman aralığında eğitmek olmalıdır.
The uprising failed to achieve its objectives.
- Ayaklanma, hedeflerine ulaşmakta başarısız oldu.
The objectives of the marketing department and the sales department are not necessarily the same.
- Pazarlama bölümü ve satış bölümü hedefleri mutlaka aynı değildir.
The country is aiming at decreasing its imports.
- Ülke ithalatını azaltmayı hedefliyor.
Which college are you aiming for?
- Siz hangi üniversiteyi hedefliyorsunuz?
We have reached our destination.
- Biz hedefimize ulaştık.
What's your final destination?
- Senin nihai hedefin nedir?
The objectives of the marketing department and the sales department are not necessarily the same.
- Pazarlama bölümü ve satış bölümü hedefleri mutlaka aynı değildir.
The uprising failed to achieve its objectives.
- Ayaklanma, hedeflerine ulaşmakta başarısız oldu.
Tom has already achieved many of his goals.
- Tom zaten hedeflerinin birçoğunu elde etti.
Goals determine what you are going to be.
- Hedefler sizin ne olacağınızı belirler.
The principal goal of NASA's Juno mission is to understand the origin and evolution of Jupiter.
- NASA'nın Juno misyonunun temel hedefi Jüpiterin kökeni ve evrimini anlamaktır.
As soon as I arrived at the destination, I called him.
- Hedefe varır varmaz onu aradım.
What's your final destination?
- Senin nihai hedefin nedir?
At the end of the day, the goals are simple: safety and security.
- Günün sonunda, hedefler basittir: emniyet ve güvenlik.
She has finally achieved her end.
- Sonunda hedefine ulaştı.
The objectives of the marketing department and the sales department are not necessarily the same.
- Pazarlama bölümü ve satış bölümü hedefleri mutlaka aynı değildir.
The bullet found its mark.
- Mermi hedefini buldu.