You need to plan your wardrobe for the trip.
- Yolculuğunuz için giysilerinizi planlamanız gerekiyor.
My grandmother likes to weave things.
- Büyük annem giysiler örmeyi seviyor.
I like cotton clothing in the summer.
- Yazın pamuklu giysileri giymeyi severim.
She only buys second-hand clothing.
- O sadece ikinci el giysiler alır.
Stow away carefully the clothes you removed.
- Çıkardığın giysileri dikkatlice yerine koy.
These clothes are finally dry.
- Bu giysiler nihayet kuru.
What kind of costumes did you buy for the children?
- Çocuklar için ne tür giysiler aldın?
Stow away carefully the clothes you removed.
- Çıkardığın giysileri dikkatlice yerine koy.
These clothes are finally dry.
- Bu giysiler nihayet kuru.
He always wears dark clothes.
- O her zaman koyu giysiler giyer.
That store sells men's wear.
- O mağaza erkek giysisi satar.
I made this clothing myself.
- Bu giysiyi ben kendim yaptım.
I usually buy clothing at a local store.
- Ben genellikle yerel bir mağazada giysi satın alırım.
I like the simplicity of her dress.
- Onun giysisinin basitliğini seviyorum.
Mary's dress is drying in the sun.
- Mary'nin giysisi güneşte kuruyor.
The qipao is a classic female garment that originated in 17th century China.
- Qipao 17.yüzyıl Çin'inde yaratılmış klasik kadın giysisidir.
He rented the garment for the day.
- O, gün için giysi kiraladı.
We went up by two floors in order to reach the apparel stalls.
- Giysi tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.
What kind of costumes did you buy for the children?
- Çocuklar için ne tür giysiler aldın?
Where can I rent a costume?
- Nereden bir giysi kiralayabilirim?
My grandmother likes to weave things.
- Büyük annem giysiler örmeyi seviyor.
We mustn't forget their sports gear.
- Biz onların spor giysilerini unutmamalıyız.
Mary was wearing a black robe.
- Mary siyah bir giysi giyiyordu.