Hikaye onun ölümü ile sona erer.
- Die Geschichte endet mit seinem Tod.
Hikayenin doğru olup olmadığını bilmiyorum.
- Ich weiß nicht, ob die Geschichte stimmt oder nicht.
Tarih çalışmayı severim.
- I like studying history.
O bize tarih öğretiyor.
- He teaches us history.
Tarih geçmişle ilgilenir.
- History deals with the past.
Biraz geçmişi araştırma yapıyorum, ve size birkaç soru sormak istiyorum.
- I'm doing some history research and would like to ask you a few questions.
Uzun bir tarihçesi olan dilleri öğrenmeyi tercih ederim.
- I prefer learning languages that has a long history.
MSN sohbetlerimizin tarihi kayıtları neredeler?
- Where are the history records of our MSN chats?
MSN' deki sohbetlerimizin tarihi kayıtları neredeler?
- Where are the history records of our chats on MSN?
Tom ve Mary ayrılıyor. Bu eski hikaye.
- Tom and Mary have broken up. That's ancient history.
Karaciğer sorunu ile ilgili bir hikayem var.
- I have a history of liver trouble.
Şu ikizler hakkındaki gazete makalesini hatırlattım.
- I recalled a newspaper story about those twins.
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum.
- I want to tell you a story.
Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?
- Do you want to tell the story, or should I?
Kate Brian'in hikayesine şaşırmıştı.
- Kate was surprised by Brian's story.
Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.
- The photo he showed added color to his story.