We measured the depth of the river.
- Nehrin derinliğini ölçtük.
ׁWe're measuring the depth of the river.
- Biz nehrin derinliğini ölçüyoruz.
The depth of the crisis had been exaggerated.
In the depths of the night,.
The roots of this tree go down deep.
- Bu ağacın kökleri derinlere uzanıyor.
How deep is this lake?
- Bu göl ne kadar derin?
Tom sighed profoundly.
- Tom derinden içini çekti.
She fell into a profound sleep.
- O derin bir uykuya daldı.
Layla had deep religious convictions.
- Leyla'nın derin dinsel inançları vardı.