Select Keyboard: Türkçe ▾ X
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
My mother taught me how to make osechi.
- Annem bana nasıl osechi yapılacağını öğretti.
He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
I know that you're a teacher.
- Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.
I will teach you to play chess.
- Sana satranç oynamayı öğreteceğim.
My driving instructor says I should be more patient.
- Sürüş öğretmenim daha sabırlı olmam gerektiğini söylüyor.
Not all of the books are instructive.
- Kitapların hepsi öğretici değil.
He earns his living by teaching English.
- Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.
I am very tired from teaching.
- Öğretmekten çok yoruldum.
My father teaches English at a high school.
- Babam, bir lisede İngilizce öğretiyor.
Didn't they teach you common sense as well as typing at the school where you studied?
- Eğitim yaptığın okulda yazı yazmanın yanı sıra sağduyuyu öğretmediler mi?