I was much frightened at the sight.
- Ben görünce çok korktum.
John is not as old as Bill; he is much younger.
- John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.
You know many interesting places, don't you?
- Çok enteresan yerler biliyorsun, değil mi?
There were too many people at the concert.
- Konserde çok fazla kişi vardı.
These are very old books.
- Bunlar çok eski kitaplar.
Tokyo is a very big city.
- Tokyo çok büyük bir şehirdir.
Tom has a very fair complexion and burns easily in the sun.
- Tom'un çok açık bir teni var ve güneşte kolayca yanar.
The teacher was very fair when she marked our exams.
- Öğretmen, sınavlarımızda not verirken çok adildi.
It's good now; neither too heavy nor too light.
- O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.
It was too difficult for me.
- Bu benim için çok zordu.
It's good now; neither too heavy nor too light.
- O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.
I haven't a very good dictionary.
- Benim çok iyi bir sözlüğüm yok.
Seaside resorts, such as Newport, are very crowded in summer.
- Newport gibi, deniz kenarındaki tatil köyleri yaz aylarında çok kalabalıktır.
You're very lucky you know! A such thing happen only once in a lifetime.
- Bilirsin çok şanslısın! Böyle bir şey bir ömür boyu sadece bir kez olur.
It's very big of you to admit you're wrong.
- Hatalı olduğunuzu kabul ettiğiniz için çok büyüksünüz.
Those shadows appeared in a way like giant dinosaurs, with a long neck and a very big jaw without teeth.
- Bir bakıma uzun boyunlu ve dişsiz çok büyük çenesi olan dev dinozorlar gibi şu görüntüler ortaya çıktı.
She likes her school a lot.
- O okulunu çok seviyor.
Japan consumes a lot of paper.
- Japonya, çok fazla kâğıt tüketmektedir.
Oil is abundant in that country.
- Şu ülkede petrol çoktur.
Very large windows assure abundant natural daylight.
- Çok büyük pencereler bol doğal gün ışığı sağlar.
There's no need to hurry. We have plenty of time.
- Acele etmeye gerek yok. Çok zamanımız var.
Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.
- Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı.
Tom's apartment is very tidy.
- Tom'un dairesi çok düzenli.
You're not very tidy.
- Sen çok düzenli değilsin.
I am dead tired from walking around all day.
- Bütün gün yürümekten çok yoruldum.
God is dead. And I don't feel so good either.
- Tanrı öldü ve ben de çok iyi hissetmiyorum.
Countless stars were twinkling in the sky.
- Gökyüzünde çok sayıda yıldız parlıyordu.
Countless lives have been lost.
- Pek çok hayat kayboldu.
I was very exuberant.
- Ben çok hayat doluydum.
Tom lives a very lavish lifestyle.
- Tom çok savurgan bir yaşam tarzı sürdürüyor.
I couldn't sleep well last night because there were lots of things on my mind.
- Kafamda çok şeyler olduğu için dün gece iyi uyuyamadım.
We had lots of fun at the picnic.
- Biz piknikte çok eğlendik.
He hurt his arm lifting so much weight.
- Çok fazla ağırlık kaldırırken kolunu incitti.
You must not depend so much on others.
- Diğerlerine çok fazla bağımlı olmamalısın.
The king had numerous illegitimate children with her.
- Kralın ondan çok sayıda gayrımeşru çocuğu vardı.
There are numerous universities in Kyoto.
- Kyoto'da çok sayıda üniversite var.
She likes her school a lot.
- O okulunu çok seviyor.
He caused his parents a lot of anxiety.
- Ailesini çok endişelendirdi.
He said he was already more than fifty years old, fifty five, to be precise.
- O çoktan elli yaşından daha fazla olduğunu, tam olarak elli beş olduğunu söyledi.
Layla was a very deadly woman.
- Leyla çok ölümcül bir kadındı.
The traffic is heavy here.
- Trafik burada çok yoğundur.
It's good now; neither too heavy nor too light.
- O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.
A buyers' market is a market in which goods are plentiful, buyers have a wide range of choices, and prices are low.
- Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.
There are very few shops and the cinema is awful.
- Burada çok az mağaza var ve sinema da korkunç.
That looks like an awful lot for two people.
- Bu, iki kişi için oldukça çok şey gibi görünüyor.
It would be unfair if we treated him so badly.
- Biz ona çok kötü davranırsak, haksızlık olur.
You must want this very badly.
- Bunu çok fazla istemelisin.
The city's multi-story buildings built in the 1940's are in danger of collapse.
- Şehrin 1940'larda yapılmış çok katlı yapıları çökme tehlikesindeler.
The fountain is lit with multi-colored lights.
- Çeşme çok renkli ışıklarla aydınlatılıyor.
There were many guests - most of them were our teacher's classmates and friends.
- Çok sayıda misafir vardı-onlardan çoğu bizim öğretmenin sınıf arkadaşları ve arkadaşlarıydı.
It isn't a surprise that English is the world's most spoken language.
- Hiç şüphe yok ki İngilizce dünyada en çok konuşulan dildir.
She is a student who studies very hard.
- O çok çalışan bir öğrencidir.
It's too hard for me.
- Bu benim için çok zordu.
The damage is too extensive.
- Zarar çok geniş çaplıdır.
It snowed a good deal last night.
- Dün gece çok kar yağdı.
He looks a good deal better today.
- O, bugün çok daha iyi görünüyor.
I like grape jelly best.
- En çok üzüm jölesinden hoşlanırım.
Tom ate too many jelly donuts.
- Tom çok sayıda jöleli börek yedi.
I have a sore throat because of too much smoking.
- Çok fazla sigara içtiğim için boğazım ağrıyor.
If you eat too much of this food, you may get a sore throat.
- Bu yiyeceği çok fazla yersen boğazın ağlayabilir.
The pain you go through because of love is by far sweeter than any other pleasure.
- Aşktan dolayı katlandığın acı herhangi bir zevkten çok daha tatlıdır.
This novel is by far more interesting than that one.
- Bu roman ondan çok daha fazla ilginç.
There are a great many forest fires in America.
- Amerika'da pek çok orman yangını var.
Tom has collected a great many butterflies.
- Tom pek çok kelebek topladı.
There are a great number of schools in this city.
- Bu şehirde çok sayıda okul vardır.
A great number of students battled for freedom of speech.
- Çok sayıda öğrenci konuşma özgürlüğü için savaştı.
There are a myriad of meats at the deli on the corner of Fifth and Harvey Street.
- Beşinci Cadde ve Harvey Caddesinin köşesindeki şarküteride çok et vardır.
Tom loved his mother dearly.
- Tom annesini çok sevdi.
This medicine tastes horrible.
- Bu ilacın tadı çok kötü.
I hate Sunday! It's a horrible day!
- Pazar gününden nefret ediyorum! Çok kötü bir gün!
It hurts tremendously here.
- Burası çok fazla acıyor.
You speak tremendously fast.
- Çok hızlı konuşuyorsun.
The price of this car is very high.
- Bu arabanın fiyatı çok yüksek.
Although the pressure of studying at the University of Cambridge is very high, many students still have time to go out and have fun.
- Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim zorluğu çok yüksek olmasına rağmen, çok sayıda öğrencinin hâlâ dışarı çıkmak ve eğlenmek için zamanı var.
We rejected Tom's suggestion as too extreme.
- Biz Tom'un önerisini çok aşırı olarak reddettik.
His ideas are too extreme for me.
- Onun fikirleri benim için çok aşırı.
One gesture may have multiple meanings, while a single meaning can be expressed by a number of gestures.
- Bir tek anlam çok sayıda jestlerle ifade edilebilirken, bir jest birden fazla anlamlara sahip olabilir.
Tom has multiple talents.
- Tom'un birden çok yeteneği vardır.
It is very cold here all the year round.
- Bütün yıl boyunca burada hava çok soğuk.
There's a lot of rain all the year round.
- Yıl boyunca çok yağmur var.
It began to rain in earnest.
- Çok yağmur yağmaya başladı.
He began by saying that he would not speak very long.
- O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.
Well, the night is quite long, isn't it?
- Güzel, gece çok uzun, değil mi?
Jon is far more attractive than Tom.
- Jon, Tom'dan çok daha çekicidir.
Jane's farewell speech made us very sad.
- Jane'in veda konuşması bizi çok üzdü.
You seem to be extremely lazy.
- Çok tembel görünüyorsun.
Tom and his brothers are extremely close.
- Tom ve erkek kardeşleri çok yakındır.
The multinational corporation lowered the price of several products.
- Çok uluslu ticaret şirketleri çok sayıda ürünün fiyatını düşürdü.
Several slight shocks followed the earthquake.
- Depremi çok sayıda hafif şoklar izledi.
A good night's sleep will do you a world of good.
- İyi bir gece uykusu sana çok iyi gelecek.
Life would be infinitely happier if we could only be born at the age of eighty and gradually approach eighteen.
- Sadece seksen yaşında doğabilseydik ve yavaş yavaş on sekiz yaşına varabilseydik, yaşamımız çok daha mutlu olurdu.
I have much studied both cats and philosophers. The wisdom of cats is infinitely superior.
- Hem kedileri hem de filozofları çok inceledim. Kedilerin bilgeliği son derece üstündür.
The uprising was brutally suppressed.
- İsyan çok sert bir biçimde bastırıldı.
Tom has as much right to be here as Mary does.
- Tom'un Mary'nin olduğu kadar çok burada olma hakkı var.
Tom looks like he's too tired to help us right now.
- Tom şu anda bize yardım edemeyecek kadar çok yorgun görünüyor.
Jon is far more attractive than Tom.
- Jon, Tom'dan çok daha çekicidir.
We eat more processed food than natural food.
- Doğal gıdalardan çok işlenmiş gıdalar yiyoruz.
Tom is an enormously gifted musician.
- Tom çok yetenekli bir müzisyen.
I've always admired you enormously.
- Sana her zaman çok hayran oldum.
Tom can be awfully stubborn.
- Tom çok inatçı olabilir.
Tom seems awfully tired.
- Tom çok yorgun görünüyor.
There is a vast difference between being able to make oneself understood in English and mastering the English language perfectly.
- Kendini İngilizce olarak ifade edebilmek ve İngiliz dilini mükemmel şekilde öğrenmek arasında çok büyük bir fark var.
There was nothing wrong with their ability, it was just that the expense for each unit was so vast that the cost performance was bad.
- Onların yeteneğiyle ilgili yanlış bir şey yoktu, o sadece maliyet performansı kötü olan her bir ünite için giderin çok yüksek olmasıydı.
Japan's army was very powerful.
- Japonya'nın ordusu çok güçlüydü.
The military power of this country is very advanced.
- Bu ülkenin askerî gücü çok gelişmiştir.
You shouldn't eat to excess.
- Çok fazla yememelisin.
She smokes excessively.
- O çok fazla sigara içiyor.
I feel very strongly about it.
- Ben o konuda kendimi çok güçlü hissediyorum.
I didn't realize you felt so strongly about this.
- Bunun hakkında çok güçlü hissettiğini fark etmedim.
The multinational corporation lowered the price of several products.
- Çok uluslu ticaret şirketleri çok sayıda ürünün fiyatını düşürdü.
Find multilingual sentence equivalents at Tatoeba.org.
- Tatoeba.org da çok dilli cümle benzerlerini bulun.
Fadil knew that something was terribly wrong.
- Fadıl bir şeylerin çok yanlış olduğunu biliyordu.
It's terribly cold. I think I'm going to catch a cold.
- Çok üşüyorum. Sanırım nezle olacağım.
The man returned from his vacation full of beans.
- Adam tatilinden çok enerjik döndü.
He knew full well that he didn't have long to live.
- O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.
I hear you're very rich.
- Çok zengin olduğunu duyuyorum.
I am poor, whereas my brothers are very rich.
- Ben fakirim, oysa erkek kardeşlerim çok zengin.
I think it's highly unlikely that we'll ever get any help from the national government.
- Ben, ulusal hükümetten herhangi bir yardım almamızın çok olası olmadığını düşünüyorum.
I think highly of him.
- Onu oldukça çok düşünüyorum.
The cost of building the new hospital was considerably higher than first estimated.
- Yeni hastane binasının maliyeti İlk tahmin edilenden çok daha yüksektir.
This book is far above me.
- Bu kitap benim çok üzerimde.
He values honor above anything else.
- O, onura her şeyden daha çok değer verir.
What a lot of books he has!
- Onun ne de çok kitabı var!
Japan consumes a lot of paper.
- Japonya, çok fazla kâğıt tüketmektedir.
She always dresses very simply.
- O her zaman çok sade şekilde giyinir.
There are very many people who read simply to prevent themselves from thinking.
- Kendilerini düşünmekten engellemek için sadece okuyan pek çok insan vardır.
The Mormons have outlawed polygamy, but some adherents still practice it.
- Mormonlar çok eşliliği yasakladılar ama bazı yandaşları bunu hala uyguluyorlar.
Polyglots are sexier. Talk to us.
- Çok dil bilenler daha seksidir. Bizimle konuş.
The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
- Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.
The house I'm living in isn't very large.
- Yaşadığım ev çok büyük değil.
He worked hard to support a large family.
- O, büyük bir aileyi geçindirmek için çok çalıştı.
I'd be only too pleased to help you!
- Size yardım etmekten çok memnun olacağım!
He will be only too glad to help you.
- Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.
My mom doesn't speak English very well.
- Annem İngilizce'yi çok iyi konuşamaz.
Mr Brown speaks Japanese very well.
- Bay Brown Japonca'yı çok iyi konuşur.
He earns a great deal.
- O, oldukça çok kazanır.
I have a great deal to do.
- Yapacak çok işim var.
Fuck, I cannot sleep because those damned owls are hooting so loudly.
- Lanet, uyuyamıyorum çünkü o lanet baykuşlar çok yüksek sesle ötüyorlar.
Oh, hello. It's quite hot today really!
- Oh merhaba. Bugün hava gerçekten çok sıcak!
As a new father, I gave my first child plenty of books.
- Yeni bir baba olarak, ben ilk çocuğuma pek çok kitap verdim.
Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.
- Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı.
Music and art can greatly contribute to the enjoyment of life.
- Müzik ve sanat, yaşam zevkine çok büyük ölçüde katkıda bulunabilirler.
The news disturbed her greatly.
- Haber onu çok rahatsız etti.
I feel for you deeply.
- Senin için çok üzülüyorum.
I was deeply moved by that.
- Ondan çok etkilendim.
Time is a precious thing, so we should make the best use of it.
- Zaman çok değerli bir şeydir, bu yüzden onu en iyi şekilde kullanmamız gerekir.
We have precious little time.
- Değerli çok az zamanımız var.
They could not set out because it snowed heavily.
- Yola koyulamadılar çünkü çok kar yağdı.
Before Tom met Mary, he drank heavily.
- Tom Mary ile tanışmadan önce, çok içerdi.
The audience was largely made up of very young children.
- Seyirci çoğunlukla çok küçük çocuklardan oluşuyordu.
Due to overfishing, some fish stocks are now at perilously low levels.
- Çok fazla balık avı dolayısıyla, bazı balık stokları şimdi tehlikeli derecede düşük seviyelerde.
A lot of people want peace all over the world.
- Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
I like the sound of harpsichord very much.
- Klavsenin sesini çok severim.
Thank you very, very much!
- Sana çok, çok teşekkürler!
You're a beast! You haven't even missed one question!
- Sen sorularda çok iyisin! Birtek soruda başarısız olmadın!
These beasts are very friendly.
- Bu canavarlar çok cana yakın.
Tom was sweating profusely after a half an hour on the treadmill.
- Tom, koşu bandındaki yarım saatten sonra çok terliyordu.
I am in a terrible dilemma.
- Çok kötü bir ikilemdeyim.
You're so good at writing. I'm terrible.
- Yazma konusunda çok iyisin. Ben kötüyüm.
Listening to music is lots of fun.
- Müzik dinlemek çok eğlenceli.
In Venice, there are always lots of tourists.
- Venedik'te her zaman çok turist vardır.
She lives beyond her means.
- O, kazandığından çok para harcıyor.
Recently, the increasing diversity of computer use has extended far beyond the realms of the office.
- Son zamanlarda, bilgisayar kullanımında artan çeşitlilik, ofis alanlarının çok ötesine uzandı.
Sadly, I'm not a very good dancer.
- Ne yazık ki, ben çok iyi bir dansçı değilim.
On the outside this building is not remarkable, but if you look inside there is a courtyard with a very beautiful garden.
- Bu bina dışarıdan dikkat çekici değildir ama içine bakarsanız çok güzel bahçeli bir iç avlu vardır.
I thought that was remarkable.
- Onun çok dikkat çekici olduğunu düşündüm.
Tom is a terrific all-around athlete.
- Tom müthiş çok yetenekli bir atlettir.
This park is pretty big; it has a lot of trees and many flowers.
- Park oldukça büyüktür; Çok sayıda ağaçları ve çok sayıda çiçekleri vardır.
Jane is very pretty and kind.
- Jane çok güzel ve nazik.
You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth.
- Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.
Due to overfishing, some fish stocks are now at perilously low levels.
- Çok fazla balık avı dolayısıyla, bazı balık stokları şimdi tehlikeli derecede düşük seviyelerde.
Your success depends a lot on how your manager and other people in the office perceive you.
- Sizin başarınız daha çok sizin yöneticinizin ve bürodaki diğer insanların sizi nasıl algıladığına bağlıdır.
Personal computers are of great use.
- Kişisel bilgisayarlar çok faydalıdırlar.
New York'un caddeleri çok geniş.
- New York'un caddeleri çok geniştir.
New York'un caddeleri çok geniştir.
- New York'un caddeleri çok geniş.