They are not used to our customs yet.
- Onlar bizim törelerimize henüz alışkın değil.
I'm used to keeping early hours.
- Erken kalkmaya alışkınım.
He is used to walking long distances.
- O uzun mesafe yürümeye alışkın.
You must get rid of that bad habit.
- O kötü alışkınlıktan kurtulmalısın.
I am in the habit of taking my dog for a walk in the morning.
- Sabahleyin köpeğimi yürüyüşe götürmeye alışkınım.